Çınar
   
Çınar, Diyarbakır ilinin bir ilçesidir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Diyarbakır merkeze bağlı şirin bir köy olan Çınar 23 Haziran 1937 yılında, 3223 sayılı kanun ile bağım­sız ilçe haline gelmiştir. Önceleri adı Melkis olup merkezi daha sonra Hanakpınar Köyü yakınlarına taşınan ilçenin, 1937 den önce adı 'Akpınar' ve 'Hanakpınar' olarak bilinmekteydi. İlçe 1939 -1950 ara­sında Bulgaristan ve Kudüs'ten gelen göçmenlerin bölgeye yerleşmeleri ile büyümüş ve gelişmeye başlamıştır. 2000 yılı nüfus sayım sonuçlarına göre, nüfusu 58.583, köy sayısı 92’yi bulan ilçe, Diyarbakır ilinin şirin ilçele­rinden biri olmuştur. İlçemizin geçmişini simgeleyen belli başlı tarihi eserler Pir İbrahim mağarası, Kale'i Zerzevan, Hıdır kalesi ile Güzelşeyh kasrı’dır.
Çınar küçük bir köy iken, 1937 yılında 3223 sayılı Kanunla ba­ğımsız bir İlçe haline gelmiştir. İlçe merkezi 6 mahalleden teşekkül etmiş olup, ilçemize bağlı 1 belde, 92 köy ve bu köylerimize bağ­lı 72 adet mezra ile 16 kom'dan oluşmakta iken, 5216 sayılı yasayla 20 köyümüz ve bağlısının tüzel kişiliği kaldırılarak il merkezine bağlı mahalleye dönüştürülmesi sonucu, halen 1 belde, 72 köy, 58 mezra ve 14 kom’dan oluşmaktadır. Ayrılan köylerin 12'sinin talebi ve İçişleri Bakanlı'nın omnayı ile 12 köy ve bağlısı 8 mezra köy statüsü ile yeniden Çınar'a bağlanmış olup köy sayısı 84'e mezra sayısı ise 66'ya yükselmiştir. Değişiklik doğrultusunda Mülki sınırların yeniden belirlenmesini müteakip, coğrafi ve envanter bilgilerinin yeniden tespitine ihtiyaç olacaktır.
İlçenin en büyük aşireti (Mala meyrıkı) Akgül aşiretidir. 4.kuşak lideri Şahin Akgül'dür.

Çınar'ın coğrafi yapısı

İlçemiz Diyarbakır havzasının güney kesiminde Diyarbakır Mardin arasında yer almaktadır. İlçenin kuzeybatısında Diyarbakır İl Merkezi,batısında Şanlıurfa/Siverek ve Viranşehir; Güney ve Güneybatısında Mardin/Mazıdağı ve Derik; Doğusunda ise Mardin/Savur ve Diyarbakır Bismil İlçeleri vardır. 1.952 Km²'lik yüzölçümüyle coğrafi alan itibariyle Diyarbakır'ın en büyük ilçesidir. Rakımı 660 metre olan İlçenin Diyarbakır Merkezine olan uzaklığı 32 km.dir.
Kışın kabarıp yazın kuruyan akarsulardan başka önemli a­karsu olarak Göksu Çayı ile Dilaver Çayı vardır. Durgun su kaynakları olarak ise Beş­pınar, Yukarı Ortaviran ve Künreş Göletleri ve Göksu Barajı vardır. İlçemizde yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve yağışlı olan karasal bir iklim hakim olup, yıllık ortalama yağış miktarı 400 metreküptür. İlçeye bağlı Ballıbaba Köyü yakınlarında zengin fosfat yataklarına rastlanmıştır. İlçe merkezi 6 mahalleden oluşup 1 Belde, 72 Köy, 58 mezra ve 14 Kom'dan oluşan bir ilçe şeklindedir. İlçede geniş araziler bulunmaktadır, bu sebeple ilçemizde tarım ve hayvancılık ilçe ekonomisinin en önemli bölümlerini oluşturmaktadır. İlçe topraklarının % 46'sı tarıma elverişli bölümden oluşmaktadır. Bölgede açılan Göksu Sulama Barajının hizmete girmesiyle sulu tarımda da büyük ilerleme kaydedilmiştir. Çınar ilçesinde başlıca tarım ürünleri Pamuk, Pirinç, Buğday, Arpa, Mercimek ve Nohut'tur. Yine ilçemiz sınırları içerisinde bir bölümü kalan Karacadağ bölümü de yaşayan Halk özellikle Hayvancılıkla uğraşarak geçimlerini sağlamaktadır. İlçe Merkezinin ortasında Özellikle sınır Ticaretinin çok gelişmiş olduğu Irak ve Suriye'den gelen araçların Transit yol olarak kullandıkları yol olan ve Mardin'i Diyarbakır'a bağlayan yol geçmektedir. Çınar ilçesinin merkezinde ve bazı bölgelerinde yeşil Akdeniz maki tipi ağaçlık bölgeler bulunmaktadır. Çınar son yıllarda açılan barajlarla birlikte ileriki yıllar için Yeşil bir çehreye hazırlanmaktadır. Çınar İlçe sınırından geçen Dicle Nehri kıyılarında ve Reşan çayı etrafında bulunan kısımlarda birçok çeşit ağaca rastlamak mümkündür.

Ekonomik durum

İlçemiz ekonomisi Tarım ve Hayvancılığa dayanmaktadır. Toplam 1.952.000 dekarlık alanımızın 903.900 dekarlık (% 46) bölümü tarıma elverişlidir. Bu alanın 816.830 dekarlık alanında susuz, 87.070 Dekarlık alanda ise sulu tarım yapılmaktadır. Başlıca tarım ürünleri: Pamuk, Pirinç, Buğday, Arpa, Mercimek ve Nohut’tur. İlçemizin Karacadağ yöresinde hayvancılık yaygındır. Henüz modern ve kültür ırkı hayvancılık gelişmemiştir.

 

 

www.cinar.gov.tr


==Çınar'ın tarihi dokusu==


Çınar ilçesinin tarihçesi, Diyarbakır İli tarihçesine paralel bir durum arz eder. İlçe birçok uygarlığa yerleşim merkezi olmuştur. İlçedeki bazı köy isimlerinden İlçemizin çok eski bir yerleşim biri­mi olduğu ortaya çıkmaktadır. İlçemize bağlı 'Huri-Hurik' (Sırımkesen Köyü) ile Beneklitaş Köyüne doğru geçit veren 'Bestahuriyan' (Huri­ler Deresi)'nin Milattan önce 1500 - 3000 yılları arasında bu yöreye egemen olan 'Huri Devleti' zamanından izler taşıdığı anlaşılmaktadır. Yöreye sonraları Mitaniler, M.Ö. 1250 lerde ise Asurların egemen ol­dukları anlaşılmaktadır. Yöre, daha sonra Medler, Persler, Makedonya, Selevkoslar ve Partların egemenliğine girmiştir. M.Ö.3. yüzyılda Roma egemenliğine girmiş ve Roma egemenliği, M.S.4.yüzyıla kadar sürmüştür. Hazreti Ömer döneminde 639 da İslam Egemenliğine, 1085’te Sultan 'Berkyaruk' zamanında Selçukluların egemenliğine gir­di. Daha sonra İnaloğulları, Artukoğulları ve Eyyubilerin Egemenli­ğinde kalan yöre daha sonra Anadolu Selçukları,İlhanlı ve Timur ege­menliğine girdi. Yönetimi Timur'dan alan Akkoyunlular 1502 de Safavi Hükümdarı Şah İsmail'e yenilince, yörenin hakimiyeti Safevilere geç­tiyse de halk bu hakimiyeti tanımayıp Yavuz Sultan Selim'e bağlılık­larını belirtti. Çaldıran Seferinden sonra 1515 te Osmanlı İmparator­luğuna bağlanan bölgede 1.Dünya Savaşından sonra düşman işgali olma­mıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Diyarbakır merkeze bağlı şirin bir köy olan Çınar 23 Haziran 1937 yılında, 3223 sayılı kanun ile bağım­sız ilçe haline gelmiştir. Önceleri adı Melkis olup merkezi daha son­ra Hanakpınar Köyü yakınlarına taşınan ilçenin, 1937 den önce adı 'Akpınar' ve 'Hanakpınar' olarak bilinmekteydi. İlçe 1939 -1950 ara­sında Bulgaristan ve Kudüs'ten gelen göçmenlerin bölgeye yerleşmele­ri ile büyümüş ve gelişmeye başlamıştır. 2000 yılı nüfus sayım sonuçlarına göre, nüfusu 58.583, köy sayısı 92’yi bulan ilçe, Diyarbakır İlinin şirin ilçele­rinden biri olmuştur(vikipedi)

 Diyarbakır’ın Çınar İlçesi’ne bağlı Aktepe Köyü’nde bulunan Şeyh Abdurahman Aktepe’nin türbesi önemli mekandır
 

  Çınar’da Alatosun köyü türbesi,Aktepe Şeyh Hasan-i Nürani türbesi,Altınaakar köyünde bir türbe(Şeyh Kasım) dini mekanlardır.Çınar Aktepe köyünde Şeyh Hasan nurani'nin büyük evladı olan Şeyh Abdurrahman Aktepi 1854-1910 yılları arasında yaşamıştır.Onlarca eserinin içinde elimizde 5 eser bulunmaktadır.Bunlar Revdetülnaim (peyagamberimizin miraca çıkışını anlatıyor),Divan,mezhepler  ile ilgili bir kitap,Kuranının Allah kelamı olduğunun ispatıyla ilgili eser,ayrıca astronomi ile ilgili bir eser (yani İbrahım hakkı hazretlerine emsal olacak bir eser)
Çınar Aktepe geçen asırda  İslami bir üniversite hükmündeydi.Burada bir cami minaresi ve medrese kalıntısı ile medrese öğrencilerinin (80 öğrenci) mezarı bulunmaktadır. Minare 850 yılında yapılmıştır.Öğrenciler veba salgını sonucu vefat etmişlerdir.
Şeyh Abdurrahmanının oğlu Mehmet Kerbela'nın da bir divanı mevcuttur.

 

Yrd.Doç.Dr. Eyüp Ay
Gaziantep Üniversitesi
Fen-Edeb. Fakültesi/Arkeoloji Bölümü
Pr. Ve Önasya Arkeolojisi ABD. Bşk. 

Konu: 2005 Yılı Çınar İlçesi Arkeolojik ve Etno-Arkeolojik Araştırmasının Sunumu

    

  
Çalışmamızda 2 Öğretim Üyesi, 4 Arkeolog, 1 Bakanlık Temsilcisi ve 1 Şoför olmak üzere toplam 8 kişilik bir ekip görev almıştır.

2005 Yılı Çınar İlçesi Yüzey Araştırmamızın planlanmış üç temel hedef vardır:

1- 2004 yılında başlatılan Arkeolojik yüzey araştırmasının sonuçlandırılması;
2- Ş.Urfa-Mardin ve Diyarbakır illeri Sınırları içinde Kalan Karacadağ ve Çevresi Erken Dönem Türk Yerleşmelerinin Tespiti;
3- Bölgenin Eskiçağ Dönemi Roma Yol Güzergahının tespitine de ışık tutacak Kanuni’nin Irakeyn Seferi ile IV. Murad’ın Bağdat Seferi Yol Güzergahının saptanması ve bölgenin haritasına işlenmesi..

1-    Arkeolojik Yüzey Araştırması ve Ulaşılan Sonuçlar
     
Çınar ilçesi sınırları içinde kalan alan tamamen taranmış ve 31 antik çağ yerleşimi saptanmıştır. 2004 yılında saptanan 24 merkez ile birlikte Çınar ilçesi Eski Çağ Envanterine toplam olarak 55 yerleşim birimi kaydedilmiştir. Yerleşim Birimlerinin İskan Tiplerine göre dağılımı aşağıda belirtildiği gibidir:

a- 32  Höyük (MÖ. 5000’den günümüze değin Eski Çağ’ın değişik dönemleri)
b- 12 Antik yerleşme (Roma-Bizans-İslam)
c-  4 Kale (Roma-Bizans-İslam)
d-  3 Kale-Kent (Roma-Bizans-İslam)
e-  2 Lejyon/Karakol(Roma-Bizans)
f-   2 Ören Yeri/Düz Yerleşme (Roma-Bizans)
  
Yerleşim Birimlerinin Listesi:
                                  2004Yılı        


1

Kırmasırt

Höyük

2

Kazıktepe

Höyük

3

Mirhasan/Mirhessin

Höyük

4

Kakayi

Höyük

5

Murattaşı

Höyük

6

Orta Yazı

Höyük

7

Kuyulu

Höyük

8

Höyük Dibi   

Höyük

9

Kamer Sekü

Kale/Kent

10

Tilhaboş

Höyük

11

Karpuztepe

Höyük

12

Karpuz Seki

Düz Yerleşme

13

Pala Gır

Höyük

14

Tilşeref

Höyük

15

Demirçi

Kale-Kent

16

Dızık

Kale

17

Kılıçkaya

Ören Yeri

18

Adaklı/İmamakıl

Höyük

19

Özgider

Höyük

20

Keloşk

Lejyon/Karakol

21

Ziraretoki

Höyük

22

Kabahıdır

Höyük

23

 Kufari

Lejyon/Karakol

24

Ballıbaba

 Örenyeri

         2005 Yılı


1

Tavşantepe

Höyük

2

Göktepe

Höyük

3

Aktepe

Höyük

4

Hırb Bızıle

Höyük

5

Doda

Höyük

6

Til Arap/İncirtepe

Höyük

7

Zerzavan

Höyük

8

 Tıbıni/Köksalan

Antik Yerleşme

9

Kaniya Tu/Kürekli

Antik Yerleşme

10

Bıbareke/Halkapınar

Antik Yerleşme

11

Hegecuk/Buçuktepe

Höyük

12

Düher

Düz Yerleşme

13

İnce Baba

Antik Yerleşme

14

Belenli/omera

Antik Yerleşme

15

Sefdin/Çakırkaya

Kale

16

Gıra Pıra Hane

Kale

17

Gırzebeş

Ören Yeri

18

Kesane

Höyük

19

Boztepe

Antik Yerleşme

20

Gıre Mezela

 Höyük

21

Hızırbaba

Kale

22

Yukarı Mezra

Antik Yerleşme

23

Çakırtutmaz

Antik Yerleşme

24

Sisan (Mazıdağı)

Antik Yerleşme

25

Gola Gule

Antik Yerleşme

26

Gendel

Kale

27

Göksu Baraj Höyüğü

 Höyük

28

Kaynartepe/Şükürlü A

Höyük

29

Kaynartepe/Şükürlü B

Höyük

30

Kaynartepe/Şükürlü C

Höyük

31

Dahle/Topyolu

Höyük

2. Erkan Dönem Türk Yerleşmelerinin Arkeolojik Yöntemlerle Tespiti

   
          
         Erken Türk Yerleşmelerinin tespitine ilişkin yapılan alan taramasında, yatır, mezarlık, yer isimleri ve aşiret odaklı çalışılmıştır. Bu çalışmada Erken Dönem (Osmanlı Öncesi) Türk İskanına ilişkin önemli kanıtlar toplanmış ve bunların literatürü oluşturulmaya başlanmıştır. Bu bağlamda özellikle Heterodoksi (Alevi/Bektaşi) Türkmen Babaların İnce Baba, Erge Baba, Aslan Baba, Pir Hatap, Sin u Seydoş babalar ile Şahkulu (Kızıltepe), Şah Velet (Derik) gibi türbe/yatırların bölgenin ruhaniyetini hala ciddi bir şekilde etkilemesi dikkate değer bir bulgudur. Bismil’deki Alevi Türkmen köylerinin (Türkmen Hacılar Köyü Ziyaret Edildi/ Cemevi görüldü Hasan Dede Efendiyle söyleşi yapıldı) günümüze değin yaşamını başarıyla sürdürmesi umut verici bir olgudur.
         Karacadağ eteklerinde saptanan yer isimleri arasında Demirçi, Kamersekü, Sube(a)tan, Balluca, Beş(0), Nergizlu(ye), İncirlü(ye), Kızılayşan, Dedekargın, Karakuzu(ye) gibi tümüyle Türkçe isimler erken dönem Türk izlerine ilişkin işaretler olarak algılanmalıdır. Ayrıca bu alanda yerleşik olan yarı göçebelerin giyimlerindeki renkler, dokudukları kilimlerdeki Orta Asya Türk motifleri ile Enne/Ane=Ana, Sögulme= patlıcan yemeği, koç-koçeri= Göç-Göçerlik ile (y)em, yemlik-guzlık (kuzu grup isimleri) gibi hayvancılığa ilişkin terimlerin günlük yaşamda hala kullanılıyor olmaları buradaki demografik yapının Osmanlı öncesi anılarını dillendirmesi açısında önemli Etno-Arkeolojik verilerdir.
11. yy. Arap kaynakları ile Divan-ı Lugat-it Türk’te zikredilen Kalenderan, Tat ve Beydilli (Badıllı-Badini-Behdini) aşiretleri Orta Asya ve Horasan’dan gelip Diyarbakır-Mardin-Hasankeyf üçgeninde yerleştikleri yazılıdır.
Halen Mardin’in Güney ve Güneydoğusundaki düzlükte yerleşik bulunan Kalenderan ve Tat boyları yukarıda da belirtildiği gibi 11-12 yy’ın başlarında bu yöreye geldikleri ve marjinal dini akım üyeleri oldukları bilinen Türkmen boylarıdır. Ancak ne yazık ki günümüzde Kalenderanlar Kürtleşerek, Tatlar ise Araplaşarak tamamen asimile olmuşlardır. Karacadağ’ın Güneybatısında yerleşik bulunan Karakeçili aşiretinin de aynı akibeti izlediği görülmektedir.

         3- Kanuni’nin Irakayn Seferi ile IV. Murad’ın Bağdad Seferinin Güzergahının Tespiti
  
         Türk Tarih Kurumu Başkanı Sn. Halaçoğlu’nun 2002 yılında yazdığı “Osmanlılarda Yollar, Menziller ve Posta Teşkilatı” adlı eserinde Kanuni’nin Irakayn Seferi Ruha-Diyarbekir ile IV. Muradın Bağdat Seferi Ruha-Kara Amid güzergahı şu şekilde belirtilmektedir: Ruha- Cüllab; Abidun-Elmalu; Akpınar/Karacadağ-Kızıltepe; Kangırd Çayı-Kara Amid/Diyarbekir.
         Yaptığımız Yüzey araştırmasında Karacadağ’daki Akpınar mevkii, günümüzde Mir Cemal Pınarı adıyla anılmakta olup, Ovabağın 8 km. güneybatısında Karacadağ’ın Zirvesinin yakınındadır. Kızıltepe menzili Ovabağ’ın yaklaşık 2 km. kuzeyinde Gıre Sor adıyla bilinmekte olup, Ovabağ’ın Mezarlığı olarak kullanılmaktadır. Yaptığımız alan araştırmasında Kankırd Çayı üzerinde halen Sultan Murat Yolu adıyla bilinen bir geçit ve yol parçası saptadık. Buna  göre Kankırd Çayı üzerinde yerl alan Topyolu Köyünden Sultan Murat yola geçmekte ve oradan Fabrika Köyü’ne yönelmektedir.
         Günümüz yer isimlerine bağlı olarak SULTAN MURAT YOLU Diyarbakır sınırları içinde şu güzergahı izlemektedir:

 Fiskaya/Höyük

Fabrika Köyü

Fabrika Köyü

Topyolu Köyü

Topyolu Köyü

Kabahıdır Höyüğü

Kabahıdır Höyüğü

Soğansu Köyü

Soğansu Köyü

Buyuransu Köyü

Buyuransu Köyü

Kızıltepe/Ovabağ Köyü

Kızıltepe/Ovabağ

Mir Cemal Pınarı

   
Sultan Murat Yolu bu noktadan itibaren Batıya yönelerek Şanlı Urfa il sınırlarına girmektedir. Diyarbakır valiliği

Kale-i zerzevan ve çemereş önemli mekanlardandır

 

Güzel şeyh kasrı

Çınar ,Huri ve Mitanni yurdudur.
Çınar ilçemize bağlı Hur-hurik (Sırımkesen ) köyü ile bu köyün batısına düşen ve Keldiz (Beneklitaş )köyüne doğru geçit veren Besta Huriyan (Huriler deresi ) Hurilerin mekanı olduğunu düşündürür.

Karacadağın güney tarafı Mahal Mitanan (Mitanlar yurdu) adını taşır.Halk buna Mahal Metinan demektedir.

         Çınar önemli bir kuş bölgesidir.
Dicle Üniversitesinden Dr.Karakaş,Dr.Biricik ,Türkiye Ulusal Kuş Halkalama proğramı ve Southeastern European Mird Migration Network  bölgemizde kuşlarla ilgili çalışmalarını yoğunlaştırmıştır.
Dr.Karakaş Diyarbakır Çınar-Göksu baraj gölünde 141 kuş türü ;Dicle ve Kralkızı baraj gölünde 163 kuş türü tespit etmiştir.Bu çalışma sonuçlarıylaAnadolu’nun Asya,Avrupa ve Afrika kıtalarının buluşma noktasında olmasından zengin bir kuş faunası vardır.Bahar aylarında çok sayıda göçmen kuş buradan geçer.Ancak terör yüzünden kuş gözlemciliği aksamıştır.Şimdi bu iş için zemin uygundur.Güneydoğu Anadolu bölgesi karasal iklimin hüküm sürdüğü ve genel bitki örtüsünün otsu bitkiler olduğu steplerden oluşmuş bir yapı göstermektedir.Bu da bir çok kuş türü için (özellikle yırtıcıların) uygun bir üreme ve beslenme alanı oluşturmaktadır.Bu kuşlara örnek olarak Şah kartal,kızıl şahin,şahin,kerkenez vb. verilebilir.GAP’ta sulak alanların artmasıyla kuş türleri açısından yeni yaşam alanları beklenmektedir.Daha fazla su alanları özellikle su kuşları açısından barınma ve yiyecek imkanı sağlayacaktır.Bölgenin sulak hale gelmesi ve ekolojik yönden  değişmesi kuş türlerin artıracaktır.Bu durum kuş gözlemcileri için yeni bir imkan demektir

 

www.cinar.gov.tr

 

KALE-İ ZERZEVAN'A KORUMA
Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde Romalılar dönemine ait ''Zerzevan Kalesi'' ve şehir kalıntısı olduğu öngörülen kalıntılar mevcut

 

 

Çınar'da Tarih avcılarına önlem
Diyarbakır-Mardin kara yolunda, Demirölçek köyü yakınlarındaki yüksek bir tepede kurulu ve Romalılar dönemine ait Zerzevan Kalesi, define avcılarının adeta uğrak yeri haline geldi.
Yaklaşık 100 su sarnıcı ile bir kilise kalıntısının bulunduğu kale, define avcılarının tahribatından korumak amacıyla jandarma ekiplerince denetlenecek.
Çınar Kaymakamı Hasan Tanrıseven, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kale-i Zerzevan'ın Diyarbakır-Mardin kara yolunun 45. kilometresinde, Doğu kenarında yüksek kayalık bir tepe üzerinde kurulduğunu belirtti.

(www.diyarinsesi.org

Fehim Isik
 
Şeyh Abdurahman Aktepi
 
Celadet Bedirxan, Hawar adlı dergide 1930’lı yıllarda Herekol Azizan mahlası ile kaleme aldığı makalesinde Şeyh Abdurahman Aktepi’yi şöyle anlatır:
“Şeyh Abdurahman’ın ‘Rewzel Neim’ adlı bir kitabı vardır. Bu kitapta Peygamberimizin özellikleri ile onun Mirac’a çıkışı anlatılır. Manzum dizeler halinde kaleme alınan kitap 360 sayfadır. Hicri 1302 yılında kaleme alınmıştır. Ünlü Kürt yazarı Ahmedê Hani’nin etkilerini kitapta gözlemek mümkündür. Şeyh Abdurahman birçok şiirinde Kürtlerden ve Kürtçe dilinden de söz etmektedir.”
1980’li yıllarda Şeyh Abdurahman’ın kitaplarını Latinceye çevirerek İsveç’in Stockholm kentinde basan Zeynel Abidin Zınar ise Latince baskıların önsözünde Şeyh Abdurahman’ı şöyle tanıtır:
“Aydın, bilim adamı ve uzak görüşlü biridir. O ürünlerinde, makale ve kitaplarında halkına karşı sorumluluklarını yerine getirmiştir. Kendi anadilinde birçok kitap ve makale kaleme almıştır. Bilgilerimize göre Şeyh Abdurahman Aktepi, Hicri 1270 yılının (Miladi 1850) Rebi-ul Evvel ayının bir Cuma gecesinde dünyaya gelmiştir. Ancak vefat tarihi ile ilgili iki farklı tarih vardır. Rewdneim adlı kitabının baskılarının birinde Arapça yazılan önsözünde vefat ettiği tarih 16 Mart 1326 olarak gösteriliyor. Ancak ailesinin verdiği bilgilere göre kaleme alınan bir makalede, ki bu makale 5-6 Haziran 1978 tarihli Devrimci Demokrat Gençlik dergisinde yayınlanmıştır, vefat tarihi 5 Şubat 1905 olarak yazılmaktadır. Şeyh Abdurahman Aktepi’nin mezarı halen Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı Aktepe köyündedir.”
Şeyh Abdurahman’ın dört kitabı vardır. Bu kitaplarından ikisi Arapça, diğer ikisi ise Kürtçe’dir. Ancak Şeyh Abdurahman’ın bunların yanı sıra birçok kitapçık ve makalesi de vardır. Örneğin astronomi bilimi üzerine Arapça kaleme alınan kitapçığı yaklaşık 20 sayfadır ve birçok medresede astronomi biliminin öğrenilmesi amacıyla değerlendirilmiştir. Ayrıca zamanına göre çok iyi olarak tanımlanabilecek namaz saatlerini göstermek amacıyla kullanılan Takvim’i de halen ailesinin elinde mevcuttur.
Şeyh Abdurahman’ın tüm kitapları başta Türkiye olmak üzere İran, Irak ve Suriye’de birçok kez ya medrese öğrencilerinin el yazması biçiminde çoğaltmasıyla ya da basit matbaalarda çoğaltılarak eğitimde kullanılmıştır. Kürtçe kitaplarının ikisi ilk kez Zeynel Abidin Zınar tarafından Latin alfabesine çevrilerek İsveç’in Stockholm kentinde basılmıştır.
Şeyh Abdurahman, Aktepeli Şeyh Hasani Nurani’nin en büyük oğludur. Aslen Hakkarili olan Şeyh Hasan, şeyhlik mertebesine ulaşmadan önce ailevi bir sorun nedeniyle Hakkari’den ayrılarak Diyarbakır civarındaki medreselerde eğitim görmeye başlar. Medrese eğitimi esnasındaki başarılı ve inançlı tavırları kısa sürede müderrislerinin dikkatini çeker. Şeyh Hasanî Nûranî şeyhlik mertebesine ulaştıktan sonra Aktepe köyüne yerleşir. Burada Aktepe Medresesi’ni açar ve feqi adı verilen öğrencileri eğitmeye başlar. Ailenin verdiği bilgilere göre, Aktepe Medresesi eğitim işlevini uzun yıllar yerine getirir. Ancak 12 mart 1971’de tamamen kapanır.
Şeyh Hasan’ın 4 oğlu vardır. Şeyh Abdurahman en büyüğüdür. Diğer üçü ise şunlardır: Şeyh Mihemed Can, Şeyh Mihemed Nur ve Şeyh Mihemed Sirac.
Şeyh Abdurahman’da diğer kardeşleri gibi ilk eğitimine babasının medresesinde başlar. Ancak daha sonra eğitimini tamamlamak için Irak ve Suriye başta olmak üzere bölgedeki birçok medreseyi gezer. Eğitimini tamamladıktan sonra Aktepe’ye geri döner ve babasının vefatından sonra bir müddet medresenin eğitim sorumluluğunu üstlenir. Ancak medrese eğitimindeki sorumluluğu da bu medresedeki öğrenciliği gibi uzun sürmez. Daha çok kitap ve makale yazmaya ağırlık verir. Sürekli kütüphanesinde bulunan Şeyh Abdurahman, hem çok okuyan hem de çok yazan biridir. Bu yönü, kendisini ziyarete gelen tüm herkesin dikkatini çeker. Şeyh Abdurahman’ın medrese müderrisliğini bırakmasından sonra ‘Leyl û Mecnun’ adlı manzum kitabın yazarı kardeşi Şeyh Mıhemed Can medresenin sorumluluğunu üstlenir.
Daha önce de dediğimiz gibi Şeyh Abdurahman’ın Arapça kaleme alınan astronomi konulu kitapçığı ile kendi el yazısıyla hazırladığı her yöreye göre namaz vakitlerini ayrı hesaplamaya yardımcı olan takviminin dışında 4 kitabı vardır. En önemli eseri Kürtçe olarak kaleme aldığı ‘Rewdneim’dir. Bu eserinde Hz. Muhammed’in Mirac’a çıkışı anlatılır. Kitabında Hz. Muhammed’in birçok rivayetine de yer vermiştir. Diğer Kürtçe kitabı ise ‘Diwan’dır. Bu kitabı ‘Diwana Ruhi’ olarak da bilinir, ki Ruhi adı Şeyh Abdurahman’ın kullandığı mahlaslardan biridir. O birçok şiirini de Ruhi mahlası ile yazmıştır. ‘Diwan’, Şeyh Abdurahman’ın şiirlerinden oluşmuştur. Şeyh’in Arapça diliyle kaleme aldığı kitapları, Kürtçe olanlara nazaran daha kısadır. Örneğin ‘Kîtabû Keşfîz’zelam’ 35, ‘Kîtab-ul Ebrîz’ ise 81 sayfadan oluşmuktadır. İlk Arapça kitabı ‘Kîtabû Keşfîz’zelam’ İslamdaki farklı mezheplerin varlığı üzerine, ikinci Arapça kitabı ‘Kîtab-ul Ebrîz’ ise Kuran-ı Kerim üzerinedir.
Fehim Işık

diyarbakir@yahoogroups.com

Çınar ilçesinde hipodrom

 

 


Çınar merkezi

 

 

 

 

 

Göksu barajı

 

ŞEYH AHMET TÜRBESİ/ÇINAR

Türbe, Çınar İlçesi Meydan köyündedir. Türbede Şeyh Ahmet, hanımı
Ferda ve oğulları Şeyh Vecik ve Şeyh Macid medfundur. Türbe, 1950’li
yıllarda Şeyh Ahmet’in oğlu Nesih tarafından yaptırılmıştır. Köşeli
taşlarlardan yapılı türbe yuvarlak ve kubbeli olup Osmanlı mimari
sitilindedir. Şeyh Ahmet, Çevrede büyük bir din alimi ve tarikat şeyhi
olarak tanınmaktadır.
PÎR İBRAHİM ZİYARETİ/ÇINAR

Çınar kasabasının 6 km. Güneydoğusunda, Göksu Çayının doğu
kıyısında, oldukça yüksek bir mağaradadır. Buraya, ancak bir kişinin
tırmanabileceği, özel olarak yapılmış ince bir yoldan varılır. Yatırın
bulunduğu mağara 30 metre yüksekliktedir. Kalker olan büyük ve
yüksek bir kaya parçası oyularak meydana getirilmiştir. Pîr İbrahim'in
taştan yapılmış mezarı mağaranın orta kısmındadır. Üstü yeşil bir
örtüyle örtülmüştür. Kimliği hakkında bir bilgi edinilememiştir.198
ŞEYH KASIM TÜRBESİ/ÇINAR
Şeyh Kasım el-Hadi el-Toğari
“Şeyh Kasım (Altun AKARLI) aslen Şırnak’ın Derşev
köyündendir. Gençliğinde Çınar’ın Aktepe köyüne gelip yerleşmiştir.
Burada Şeyh Hasan Nurani’nin yetişmiş ve onun halifesi olmuştur.
Nakşibendi tarikatına mensup olan Şeyh Kasım iyi bir alim idi. “199
Şeyh Kasım Enveri Türbesi: Müftülüğe sor bu türbe farklı
mı, neden yazıda yok
Türbe. Diyarbakır ili Çınar İlçesi Altınakar köyündedir.
Türbede Şeyh Kasım ve oğulları Şeyh Mııhammed Neytullah ve Şeyh
Mııhammed Sait ve o ailelere mensup 3 Hatun Türbesi vardır. 1880
yılında türbe Seyh Kasım Enveri'nin oğlu tarafından yaptırılmış daha
sonra kendisi de oraya defnedilmistir. türbe Osmanlı mimarı stilinde
yapılmış olup, kesme taşlan kubbesi ve dört köşelidir, içeri sinde 6
mezar bulunmaktadır. Müştemilatında başka bir şey yoktur. Seyh
Kasım Enveri Nakşibendi tarikatına mensup olup birçok alim
yetiştirmiştir.
 ŞEYH HASAN NURANİ TÜRBESİ/ÇINAR
Türbe, Çınar İlçesi Aktepe köyündedir. H. 1283 yılında Şeyh
Mehmet Siraç’ın hanımı Halime Hatun tarafıdan Osmanlı mimari
sitilinde inşa ettirilmiştir. 20 Mayısta açma günü olduğu için mevlüt
okyulmkata ve daha ziyade ziyaret edilmektedir.
Bu türbede dört evliya medfundur. Şeyh Hasani Nurani
Abdurrahman, Şeyh Mehmet Can, Şeyh Muhammed Sirac
“Şeyh Abdurrahman-i Aktepe: Nakşibendi Şeyhi Hasani
Nurani’nin oğludur. Çınar İlçesi Aktepe köyünde 1850 yılında
doğmuştur. Yaşadığı dönemin önde gelen isimlerindendir. 1882 yılında
Mesnevi tarzında yazdığı 4530 beyitlik Ravdatu’n-Naim isimli eseri
vardır. Şeyh Abdurrahman’ın edebiyat yönü de vardır. 1876 yılında
yazdığı Divan’ı vardır. Şeyh Abdurrahman 1907 yılında 57 yaşında
yine Aktepe köyünde vefat etmiştir.”
“Kabri de şu an bu köyde bir türbe içerisinde bulunmakta ve ziyaret
edilmektedir. Bu türbede Şey Abdurrahman ile birlikte Şeyh Hasani
Nurani, Şeyh Mehmet Can, Şeyh Muhammed Sirac de medfundur.”
Abdullah demirdinî ve tarihî değerleriylediyarbakırdiyarbakır, 2009

Çınar(Nsatıcı)

Çınar

 

Çınar  İlçesi Tarihî Eserler Envanterine Bakış
 M Ali Abakay
Çınar ilçesinde yaptığımız araştırmalarda tespit ettiğimiz en önemli tarihî eser kapsamında olan Zerzevan Kalesi’nin gereği gibi kaynaklarda yer almayışı ve kalenin incelenmeden, gezilmeden ve görülmeden, bir taşının bile kalmadığı iddiasının dillendirilmesidir.
Bizim yaptığımız araştırmaların kısmen yayınlanması ile gündeme taşınan bu kalenin varlığı ne kadar mevcut ise de kaynaklarda yokluğu o denlidir, araştırmacılar açısından.
      Zerzevan Kalesi’nin iç kısmının merdiven yapısı, Eğil Kalesi ile aynıdır. Su yatağına kalenin içindeki geçit ile inilmektedir. Geçidin su için olup olmadığını bilmiyoruz Bu geçit, aynı zamanda dışa açılan kapıdır. Belki de kalenin içine alınan az sayıdaki kişinin kontrollü biçimde kaleye girmesi için tedbirdir. 
            Zerzevan Kalesi’nde oldukça sarnıç söz konusudur. Bu sarnıçlar göz önünde bulundurulursa kalenin iç kısmından dışa açılan basamaklı geçidin, su almak için dereye inilen yol olmadığı görülür. Kalenin içinden kayalık zeminin oyularak merdivene dönüştürülmesi, sadece su amaçlı değildir.
            Zerzevan Kalesi’nin son yıllarda tescili, yapılan tahribatın önüne geçilmeye engel olmamıştır. Köydeki bir çok yapının esas malzemesini oluşturan kale taşları, çoğunlukla tepeden yuvarlanarak, parçalanmış, evlerde kullanılmıştır.
            Kalenin ayakta duran “saray kısmı” diyebileceğimiz bölüm ve yer yer toprak altında kaldığı belli olan yapılar bulunmaktadır. Bu yapıların arkeolojik kazılarda gün ışığına çıkarılması beklenmektedir.
            Zerzevan Kalesi’nin yapılışı, Roma dönemi İpek Yolu’nun korunmasına bağlanabilir. Kalede yaptığımız araştırmalarda yazı, kabartma ve işareti çağrıştırabilecek belgeye rastlanmamıştır. Zaman içinde köylülerin bulduğu söylenilen sikkelere de ulaşmamız söz konusu olmamıştır.
            Kalede muhtelif yapılara ait oturma alanları, sığınak kümeleri görülmekteyse de bu kalıntıların esaslı biçimde ele alınmayışı, bizim tahminlerde bulunmamızı güçleştirmektedir.
            Çınar’da Zerzevan Kalesi’ne yakın mağaralar bulunmaktadır. Bu mağaralarda bir dönem yaşantının sürdüğünü bilmekteyiz. Yine Çeme Reş’e nazır kaya kütlelerinde yaşama dair izler kendisini göstermektedir. Odalar biçiminde yontulmuş kaya kütlelerinde yaşamın yaklaşık 3000-3500 Yıl öncesine aidiyetini tahmin etmekteyiz. Elbette bu yapıların destekçisi olan kaya mezarların varlığı da söz konusudur. Çeme Reş’in yanı başında bu tarz yapılaşmaların bir arada oluşu, yerleşik hayata geçişin izlerinin de sorgulanmasını gerektirir. Kazıların yapılmayışı, söylemlerimizin sadece bir tahminden öte anlam taşımamasına zemin hazırlar.
            Çınar’ın Bağacık Köyü’nde kaya mezarların sıklıkla görülmesi ve bunun bir alanda kümelenmesi, “Arbane Tepesi” (Tılle Arbane) denilen tepede ziyaretgâh alanının bulunuşu, bu tepenin Zigurata benzer yönünün sorgulanmasını gerektirir. En son dört yıl önce ev için kayalıklardan taş çıkaran birkaç köylünün açılmamış bir kaya mezarını bulması, yerel ve ulusal basına yansımış, detaylar açıklanmamıştır.
            Çınar’ın inanç merkezi olarak iki önemli noktası vardır. Bunlardan biri Aktepe Köyü, öbürü Altunakar Köyü’dür.
Aktepe, Şeyh Abdurrahman’ın Medresesi’nin bulunduğu köydür. Şeyh Abdurrahman, Aktepe’de medresesiyle bir dönem, bölgenin ilim dünyasını kendisine çekmiştir. Astronomi, edebiyat ve ilahiyat alanında önemli eserler veren Şeyh Abdurrahman-ı Aktepî, son yıllarda gündeme sempozyumlarla toplantılarla gelmiş ve yeniden tanınmaya başlanmıştır, mevcut el yazması eserleri basılmaya başlanmıştır.
            Aktepe’de Medreseden kalma yarıya yakını yıkılmış bir minare bulunmaktadır. Bunun yanında Aktepe’nin isminin de Ah Tövbe’den geldiği söylenmektedir. Aktepe’ye gelip tövbe eden mürid sayısının çokluğu, burayı bir tövbe merkezi yapmış ve zaman içinde yaptıklarından pişman olanların dilinde “Ah Tövbe”, köye bakan ziguratı andıran tepeye nispetle, “Aktepe” biçiminde Türkçe’de yerini almıştır. Şeyh Abdurrahman ve oğullarının mezarının yer aldığı türbe, her mayıs ayında yapılan anma etkinlikleriyle adından söz ettirir. Aktepe, Çınar merkeze 20 kilometre uzaklıktadır.
            Altunakar Köyü, Aktepe’den sonra ikinci noktadır. Şeyh Kasım’ın defnedildiği mekânda, onun soyundan gelenlerin mezarları türbe içinde ve türbe etrafında bulunmaktadır. Vaktiyle Toşhana Devleti’nin merkezi olan Altunakar’da halen “Toşhana” isminden bozularak günümüze gelen höyük, “Tavşantepe” ismini taşımaktadır. Son yirmi yılda köydeki yapılaşma, höyük ve çevresinde yaygınlaşmıştır. Altunakar, Osmanlı Salnamelerinde yerini almış, yapı olarak çok eski bir yerleşim alanıdır.
            Bağacık Köprüsü, barajın yapılması ile sulara gömülmüştür. Göksu Barajı’nın sularının azaldığı yaz mevsiminde köprünün bir kısmı görünebilmektedir. Bu köprünün tek gözlü yapısı vardır. Köprünün Artuklulara ait olduğu ifade dilmektedir.
            Çınar’ın Güzel Şeyh Köyü’nde yer alan ve kısmen yıkık olan Konak, Cumhuriyetin ilk yıllarında korumasız kalmıştır. 2. Sultan Abdulhamid Dönemi’nde, 1905 Yılında yapılan Konak, beyaz taştan ve süslemeli biçimde yapılmış, ilçenin nadir yapılarındandır.
            Çınar’da bulunan eski konak, Şeyhlere ait gösterilmektedir. Üç katlı duvarları taştan ve iç kısımları kerpiçten yapılmış konağın günümüzde ilk katı ayakta kalmıştır. Konak oldukça bakımsızdır.
            İlçenin ilk Camii olan Yeşil Camii, 1950’lerde yapılmıştır. Minaresi “Mimar Timur” kitabeli Camii, 2000’li yıllarda yıktırılmış, yeniden yaptırılmıştır.
            Karacadağ’da bulunan Mîr Hıdır (Mîr Hızır) Kalesi, yıkılmış, geride kalan kimi zor seçilen temelleri ile özelliğini kaybetmiş bir kaledir.
            İlçenin Diyarbakır Karayolu üzerinde bulunan Kara Köprü (Pıra Reş), ismini bazalt taşlardan alır. Bu köprünün IV. Murad’ın Irak fethine çıkışı öncesi ordunun geçişi için yapıldığı rivayet edilir. Karacadağ’da orduya ait topların geçirildiği bir top yolu da bulunmaktadır.
            Ayrıca Diyarbakır’dan Karacadağ’a gidildiğinde Çınar’ın Karacadağ kısmında yer alan iki köprü bulunmaktadır. İlk köprü yıkılmış ise de kalıntıları büyük ölçüde mevcuttur. İkinci köprü faal haldedir.
            İlçenin diğer köylerinde bulunan höyükler de tarihi öneme sahip olmasına rağmen, arkeolojik kazıların yapılmayışı sebebiyle bizim, konu hakkında yorum yapmamız yanlış olur.  
             Çınar’ın 1937’de İlçe statüsüne kavuşmasıyla ismi “Hana Ahpar” olan yerleşim birimi, zamanla ilçenin karayolu üzerinde olmasıyla gelişmiştir.
1975 - 1980 arası yapılan inşaat amaçlı kazılarda Merkez Atatürk İlköğretim Okulu’nda İlçenin tek dinlenme parkına uzayan alanda eski mezarlık alanlara rastlanmıştır. Şimdi faal olmayan İlçe Hamamı, Askerlik Şubesi, Hükümet Konağı, Kaymakam Evi, Postahane, olmak üzere resmî yapıların sıralandığı alanın en az 2000 yıllık bir yerleşime ait mezarlık olduğunu, bu alandaki mezarların gün doğumu esas alınarak yapıldığı, ölenlerin defnine göre alanın ya Hıristiyanlara ya da Şemsilere ait olduğu söylenebilir. Yezidî mezarlığı ile ortak özellik taşıyan mezarlığın Yezidîlere aidiyetine ihtimal verilmemektedir.
            Mitannî Devleti’nin bir dönem egemen olduğu Karacadağ Bölgesi’nde halen kendisine “Metinâ “ diyen köyler bulunmaktadır. Ayrıca Mitannî Devleti ile komşu olan Hurilerin varlığı da ilçede söz konusudur. Çınara bağlı “Hurhurik”, “Besta Huriyan” isimleri Huri Devleti’ne ait yer adları olarak belirtilir.
Gürses (Davudî) Köyü, vaktiyle Yezidî köyü idi. Buradaki mezarlıklar incelendiğinde mezarların güneşe, güneşin doğduğu doğuya baktığı anlaşılmaktadır.
Bağacık’taki kaya mezarların birinde gördüğümüz Haç işaretinin Hıristiyanlık Dönemi’ne ait olduğu söylense de Hıristiyanların kaya mezarlarda ceset saklama geleneğinin bölgede söz konusu olmadığı bilinmektedir. Bunu Diyarbakır’da rastladığımız Hindû Geleneği’nde de var olan Güç Sembolü’ne bağlamak, ne derecede doğrudur, bilemiyoruz.