Hazro


Hazro’nun yerleşim tarihçesi Yontma taş devrine kadar uzanmaktadır.Yontma taş devrine ait en güzel yerleşim çekirdekleri Hazro’nun güneyindeki Büyük Biber dağı’nda kayalar oyulmuş oda şeklindeki inlerdir.Ayrıca Hazro’nun kuzeyinde bugünkü Yatılı bölge okulunun
Hemen yanındaki mağaralarda da taş devrine ait yerleşim izlerine rastlanılmıştır.

Murat Şehir.Hazro’nun Fiziki Coğrafya Özellikleri.Diyarbakır .2001.s.3

 

Silvan'ın kuzeybatısında ve yakın zamana kadar Silvan'ın bir bucağı olan Hazro ilçemiz son yıllarda giderek büyümektedir.Diyarbakır'la ilişkisini d.Bakır-Siirt şosesinden sağlar. İlçede Tercil Kalesi,Şahabuddun ve ŞapurTürbeleri ve Derebeyi Saray kalıntıları önemli tarihi zenginliklerdir.

Bu tarihi zenginliği yanında bölgenin taşkömür ihtiyacını karşılayan önemli bir kömür bölgesi vardır.İlçenin çevresinde zengin petrol,demir ve kükürt yatakları bulunuyor. Kuruluş tarihi çok eski olan Hazro'nun Asur tarihindeki adı "Hataro" idi. Daha sonra "Hacra " denilmeye başlanmıştır.Bugün "Hazro" şeklini almıştır.

İlçe sınırları içinde yer alan Tercil Kalesi bir zamanlar bölgenin en önemli yeriydi. Diyarbakır Bölgesi Osmanlı Devletine katıldığında Hazro,bu eyalete ait 24 sancaktan biriydi.1871 Diyarbekir Salnamesi'nde Hazro, Silvan'a bağlı bir bucak olarak görünüyordu.1945'te ilçe olan Hazro için Şemseddin Sami şunları yazmıştır:

"Diyarbakır İl Merkez Sancağı'nda, Silvan İlçesine bağlı bucak merkezi,80 köyü olan bir bucaktır."

(Prof.Dr.Turgay Budak)

 

 

(Prof.Dr.Turgay Budak)

İlçenin köyleri daha çok ilçenin orta kesimindeki dağ eteklerinde toplanmıştır.İlçe merkezi engebeli bir alanda Uzuncaeski Dağı eteğinde kurulmuştur.Hazro belediyesi 1943'te kurulmuştur.

          Hazro Bucağı 1954'te ilçe olmuştur. Hazro ilçesinin bağlı bulunduğu Diyarbakır merkez ilçeye olan uzaklığı 72km. dir

          İlçeye bağlı 24 köy ve 36 mezrası mevcut olup.nahiyesi yoktur http://www.diyarbekir.com/
Hazro ilçesinde, Şahabuddun ve Şapur türbeleri önemli tarihi zenginliklerindendir.Şeyh Hasan Zerraki'nin ülgen (mirani)köyünde türbesi bulunmaktadır
Şeyh Hasan, aslında Hazro'nun Ülgen köyü'ndenmiş.Gidip Şam'a yerleşmiş.Bir süre sonra oradan da mardine göç etmiş. Keramat sahibi bir kişi olduğu için ünü tüm bölgeye yayılmış. Zamanın Mardin hükümdarı ,onun gücünden korkup,yakalatmış ve tabanı su içinde,çıkılması çok zor olan bir zindana attırmış. Bir gün nöbetçi .Şeyh'in bahçedeki çeşmede abdest alırken görünce şaşkınlıktan dona kalmış.Aynı gün,padişahta Şeyh'i camide namaz kılarken görmüş.yaklaşıp konuşmak istemiş fakat şeyh ortadan kaybolmuş,yine zindana dönmüş. Şeyh'in zindana sızan güneş ışıklarının huzmesine katılarak zindandan çıktığını ve yine aynı şekilde döndüğünü anlayan hükümdar Şeyh'i bağışlayıp sebest bırakmış. Şeyh oradan ayrılıp Lice'nin Dibek Köyü'ne yerleşmiş ve ölüncede oraya gömülmüş. Bu türbeye gelen hastalar sağlık dilerler,adak adarlar
Molla teyfur seyyid olup Hazro’da ikamet etmiştir.

Şeyh Muhammed-i Hazrovi ,Molla Abdullahi Hazrovi de önemli simalardandır

Hazro ilçesinde Tercil kalesi, Şahabuddun ve Şapur türbeleri ve Derebeyi saray kalıntıları önemli tarihi zenginliklerindendir.
Hazro’ya çok yakın bir eski yerleşim yeri Tercildir

TERCİL BEYLİĞİ:

Bu beyliğin kurucusu Zırkanlı Şeyh Hasan oğlu Seyyid Hüseyin'dir. Seyyid hüseyin, Emir Artuk'un kızıyla evlenmiş ve kendisine Tercil ve yöresinin yönetimi verilmişti. Seyyid Hüseyin ölünce, yerine oğlu Ömer Bey geçti. Kendisi Uzun Hasan'la çağdaştı. Onun güven ve sevgisini kazanmış bir beydi. Uzun Hasan, Ömer Bey'in kızıyla evlendi. bu karısından Zeynel adlı oğlu oldu. Zeynel gelişip büyüyünce, Mihranî ve Nuşat ("Boşat" olmalı) yöreleri de Tercil'e bağlanarak yönetimi kendisine verildi. Ömer Bey de Bitlis ilinin vali ve muhafızlığına atandı.

Ömer Bey ölünce, yerine oğlu Budak Bey geçti. Uzun Hasan'dan sonra Akkoyunlu hükümdarı olan Sultan Yakub döneminde de bu görevi sürdürdü. Tercil ve buraya bağlı yerlerin yönetimi de kendisine bağlanmıştı. Budak Bey 43 sene yaşadı. 1506'da ölünce yönetimi, oğlu Ahmed Bey aldı. Şah İsmail, 1508'de Diyarbekir bölgesini istila ederken yapılan savaşlardan birinde şehid oldu. Yerine kardeşi Ali Bey, onun da ölümüyle yerine diğer kardeşi Şemsi Bey geçti. Çaldıran savaşından sonra Safeviler'le yapılan savaşlara katıldı. Osmanlı birliğine katılmayı isteyenler arasında Şemsi Bey de vardı. Yavuz Sultan Selim Tercil kalesinin yönetimini bir fermanla yine kendisine verdi. Ölünce, yerine oğlu Haydar Bey geçti.(7)
Tercil, Hazro'nun beş kilometre güneydoğusunda bulunmaktadır. Halen harap bir durumdadır. Bugünkü Hazro beyleri, Tercil beylerinin soyundan gelmedir. http://www.bydigi.com/

 M.Kemal ve Hazro:
 16.Kolordu komutanı olarak Silvanda görev yapan M.Kemal askerin iaşesini düşünüyordu.Paşa birgün Hazroda Mehmet Budak’a karargah subayları ile misafir olu.r.Öğle yemeği çok mükemmeldi.Ancak paşa asker açken sofraya oturamam dedi.Mehmet Budak bey sofraya oturun,askerin 1 aylık ekmek ihtiyacı benden dedi. Mehmet Budak bey  240 ton buğday,Hatip bey 120 ton buğday ve halk da 150 ton buğday hibe etti.

 (KaraAmid Dergisi.1981.Atatürk sayısı..s:53--Şevket Beysanoğlu(ed)Müze Şehir Diyarbakır.s:70)Şevket Beysanoğlu:M.Kemal Atatürk’ün Diyarbakır’daki Kafkas Cephesi Komutanlığı.Atatürk Araitrma Merkezi Dergisi.c.II.Sayı 5.Mart.1986.s.73

 

Ulu Cami (Hazro)

Diyarbakır Hazro ilçesinde, ilçeye egemen bir tepe üzerinde kurulmuştur. Kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Onarım ve eklemelerle özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Bazı kaynaklarda XIII.yüzyılda Eyyubiler döneminde yapıldığı belirtilmektedir. Bazı kaynaklarda da Osmanlı mimarisine benzerliğinden ötürü XVI.XVII.yüzyıllarda yapıldığı belirtilmektedir.

Dikdörtgen planlı bir yapı olup, kesme taştandır. Giriş kapısı ve mihrap nişi mukarnas ve geometrik bezemelerle görkemli bir konuma getirilmiştir. Ön cephesi iki katlı olup sivri kemerli alternatif taş döşeli görünümü ile dikkati çekmektedir
. (kenthaber)

 

 

 

 

 

Bitkisel Tarım: İlçemizde sulama suyunun azlığından dolayı çiftçilerimizin büyük
çoğunluğu kuru tarım yapmakta buda tarımda verimliliği düşürmekte ve alternatif ürün yetiştirme olanaklarını azaltmaktadır. Münavebeye girecek bitki sayısı da kısıtlandığından araziden istenen verim alınamamaktadır. Bitkisel tarım düz, arazilerde makine ile yapılmakta, makinelerin giremediği arazilerde basit aletlerle yapılmaktadır. Sulu alanlarda ise genelde sebze, meyve ve tütün yetiştirilmektedir. 2003 yılı D.G.D. Projesinden 1289 çiftçi 137.530 dekardan yararlanmıştır. 2002-2003 yılı arasındaki arazi dekar farkı 63.004 olup parasal açıdan 1.257.000.000.000.TL’dır.
Tarımsal Ürünler: İlçemizde yetiştirilen ürünler susuz arazilerde buğday, arpa, mercimek, nohut, badem, kavun, karpuz ve bağlarda üzüm yetiştirilmektedir. Suyun olduğu bölgelerde daha çok meyve bahçeleri, tütün, çeltik, yonca sebze vb. ürünler yetiştirilmektir. Sarıçanak ve Yazgı köylerinde bulunan seralarda sebze yetiştirilmektedir.
İlçemiz merkez ve köylerinde çiftçi ziyaretleri yapılarak zirai eğitim ve yayım çalışmaları yapılmıştır. Çiftçiler teknik konularda aydınlatılmaya çalışılmıştır.
Üretilen buğdayın büyük bölümü D.M.O’ne satılmaktadır. Diğer ürünler iç piyasaya satılmakta veya iç tüketimde kullanılmaktadır. Bağlarda toplanan üzümlerden kaliteli üzüm pekmezi, pestil sucuk ve şıra yapılmaktadır.
Ekim Alanları ve Ekim Biçimleri: Ekilen ürünler ve arazi dağılımı şöyledir.


Buğday

96.000

Dekar

Arpa

38.000

Dekar

Mercimek

34.000

Dekar

Nohut

18.000

Dekar

Bağ

10.000

Dekar

Meyve

4.300

Dekar

Tütün

580

Dekar

Kavun-Karpuz

350

Dekar

Sebze

380

Dekar

Çeltik

320

Dekar

Susam

280

Dekar

Yonca-Korunga-Fiğ

450

Dekar

Nadas

26.210

Dekar

 Ekim düz arazilerde mibzerle veya gübre atma makinesiyle, dağlık alanlarda ve küçük arazilerde elle serpme şeklinde olmaktadır. Ekim ayı içerisinde toprak hazırlığı ve ekim kontrolleri yapılarak yapılan hazırlıklar üzerinde durularak çiftçilere gerekli teknik bilgiler verilip, uygulanması için gerekli kontroller yapılmıştır. Ekim sırasında görülen fazla gübre kullanımının zararları hakkında çiftçiler bilgilendirilmiştir.

Tarımda Verimlilik ve Sulama: Tarımda verimliliğin sağlanması için sertifikalı tohumun kullanılması, hastalık ve zararlılarla zamanında mücadele edilmesi, verimi yüksek tohum kullanılması, münavebeye girecek bitki çeşidinin arttırılması, sulamanın doğru zamanda ve miktarda yapılması, sulama alanlarının arttırılması için sondaj çalışmalarının yapılması, eğitime önem verilmesi ve ekim-bakım-hasadın tekniğine uygun yapılması gerekmektedir. Ayrıca toprak analizleri yapılarak analiz sonucuna göre gübrenin verilmesi sağlanmalıdır. İlçemizde su göletlerinden ve sondaj çalışmaları sonucu çıkarılan suyla araziler karık sulama şeklinde yapılmaktadır. Sulu tarım12.500 dekarda yapılmaktadır. Sulu tarımda verim çok daha yüksek olmakta bazı ürünlerde %100’e varabilmektedir.
Haziran ayında biçerdöver kayıplarını en aza indirebilmek için gerekli önlemler alınmış, çiftçilere bu konuda bilgiler verilmiş ve hassasiyetle kontroller yapılmıştır.
Zirai Mücadelenin Verime Yansıyan Yönü: İlçemizde yapılan süne mücadelesinin etkin ve yerinde yapılması için çalışmalar yapılıp bu kontroller sonucunda özellikle ilçemizde süne zararı en aza indirilmiş kaliteli ürün ve verimde artış sağlanmıştır. Bitki, hayvan hastalık ve zararlı taramaları yapılıp gerekli tavsiye ve aşılamalar yapılmış olup alınacak tedbirler için çiftçilere yardımcı olunmuştur.
Tarımsal Üretim Merkezleri: İlçemizde Dört Adet fırın Faaliyet göstermektedir. Bazı köylerde değirmenler hizmet vermektedir. Düzevler mevkiinde  bulunan gölete il Müdürlüğümüzden getirilen balıklar atılarak, su ürünleri üretim projesi başlatıldı. Göletin etrafının kapatılması ve havuz yapılması planlanmaktadır.
HAYVANCILIK

Hazro İlçesindeki hayvan varlığı yerli ırklardan oluşmaktadır.
2004 yılı itibariyle ilçedeki hayvan varlığı şöyledir.
  


Hayvan Adı:

Yerli:

Melez

Kültür

Toplam

Sığır

6.470

1.145

128

7.743

Manda

450

 

 

450

At-Katır

220

 

 

220

Eşek

1.605

 

 

1.605

Koyun-Keçi

31.250

 

 

31.250

Kovan (Fenni)

 

 

 

660

Kovan (Sepet)

 

 

 

98

Kanatlılar

 

 

 

47.750

Hazro İlçesinde ve köylerinde ekonomik hayat tarım ve hayvancılığa dayandığından, ilçede hayvancılığın geliştirilmesi anlamında yerli ırklar kültür ırkına dönüştürülüp verimlilik yakalanmalıdır. Bu kapsamda yöre halkına teşvikler verilerek kültür ırkı yetiştiriciliği geliştirilmelidir.

GEÇİM KAYNAKLARI
İlçemiz ekonomisi genel olarak tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ayrıca yöre yer altı kaynakları bakımından zengin bir rezerve sahiptir. Bunun yanında Sümer Halı A.Ş. ile Hazro Halk Eğitim Merkezinin işbirliği sonucu açılan halı atölyeleri ilçe ekonomileri bakımından önemli bir yere sahiptir.
İlçemizde tarım faaliyetleri en önemli uğraş alanını teşkil eder. Özellikle güneydeki verimli tarım alanlarında bağcılık ve tarım üretimi yaygındır. Kuzeydeki dağlık alanda kıl keçisi yetiştiriciliği ayrı bir öneme sahiptir. Güneydeki platolarda ise koyun ve sığır yetiştiriciliği yapılmaktadır.
İlçemiz yer altı kaynakları bakımından zengin bir rezerve sahiptir. Varolan kömür yataklarının işletilmesi durumunda yörede işsizlik sorunu önemli ölçüde çözülmüş olacaktır. Yöredeki mermer ocakları işletilmekte olup bu mermer yatakları ilçe ekonomisi için ayrı bir önem arz etmektedir.
Ayrıca Sümer Halı A.Ş., Fırat Halı A.Ş. ile Hazro Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün işbirliği sonucu açılan toplam 8 halı atölyesinde 11 Usta öğretici ve 352 kursiyer istihdam edilmekte olup yıllık halı üretimi 4500m²’dir. İlçemizdeki halı atölyeleri Diyarbakır ve çevresindeki en kaliteli ve üretim açısından en verimli atölyelerdir.

YER ALTI-YER ÜSTÜ ZENGİNLİKLERİ

Yöre yer altı kaynakları açısından zengindir. İlçede zengin linyit ve mermer yatakları mevcuttur. Ayrıca ilçenin doğusunda bakır madenine, antikninal yapıdan dolayı ise muhtelif yerlerde petrol yataklarına rastlanmıştır. Linyit yatakları ilçenin doğusundaki Çökeksu ve Koçbaba, batısındaki Dadaş ve Kuzeyindeki Işık Mezrasında bulunmaktadır. Bu yataklar 1960’tan itibaren “Hazro Taş Kömürü İşletmeleri Limitet Şirketi” tarafından işletilmektedir. Yapılan analizlere göre bu kömürlerin %1.83 oranında su, %31.12 oranında kül, %30.21 oranında uçucu madde ve %36.84 oranında saf karbon ihtiva ettiği anlaşılmıştır. Buda linyitlerin çok kaliteli olduğunu göstermektedir. Mümkün rezervi 1800.000 ton olup, günümüzde işletilmemektedir.
Jeolojik yapı itibariyle yörenin çeşitli yerinde mermer yataklarına rastlanmıştır. Ancak en önemli yataklar ilçenin batısındaki Kırmataş Köyü civarında olup özel şahıslar tarafından ruhsat alınmak suretiyle işletilmektedir. Mermerler pembe ve açık pembe (bej) renkte olup serttir. Kalınlık yaklaşık 20-30m olup rezervi oldukça fazladır. Yaklaşık olarak 900.000m³ rezerve sahiptir. Saha ekonomik olarak 15-20 yıl işletme özelliğine sahip olup kalitesi oldukça yüksektir. http://www.hazro.gov.tr

 

 TERCİL BEYLERİ

zırkanlıların kökeni aslında tercil ve atak'tir. tercil. amid'e yakın bir bölgedir.iki kalesi vardır. tercil kalesi ve dar-ayrı (dara­cın). derzini ve gırdıktan ise tercil ve atak'ın iki koludur.
òzırkan'ın ilk hükümdarının soyu seyyid ha­san bin seyyid abdurrahman bin seyyid ahmed bin sefil bin seyyid kasım bin seyyid ali bin seyyid tahir bin seyyid cafer el katip bin seyyid yahya el ekna bin seyyid ismail el l.k-ber bin seyyid cafer bin imam hüseyin bin imam el murteza ali'ye - allah hepsinden ra­zı olsun- ulaşır.

seyyid hasan şam ülkesinden mardin vila­yetine gelindiğinde atak nahiyesine yerleşti ve ibadetle, dindarlıkla ve kanaatkârlıkla meşgul oldu. bu durum o ülke halkının çevresinde toplanmasına ve kendisine inanmasına vesile oklu. bir rivayete göre mavi gözlü olduğu, diğer bir rivayete göre devamlı mavi elbise giydiği için "şeyh hasan ezraki" adını aldı. bu selçuklula­rın en büyük kumandanlarından biri olan artuk bin eksem'in selçuklu sultanı adına amid, mardin, harpın, micingerd ve hasankeyf hükü­metini yönettiği dönemdeydi.
bu beyin güzel ve son derece zeki bir kızı vardı. kız sevdaya tutulmuş ve delilik derecesi­ne varmıştı. mütehassıs tabipler ve mahir he­kimler bu kızın tedavisinden aciz kalmışlardı. bu durum günden güne şiddetleniyordu.
òbu durum karşısında emir artuk'ım şeyh hasan ezraki'yi çağırıp kendisinden allah'ın kızına şifa vermesi için dua etmesini istemekten başka çaresi kalmadı. şeyh bazı dualarla suya okumaya başladı. sonra bu suyu hasta kızın ba­şına döktü. yüce allah’da bu temiz şeyhin him­metiyle kıza şifa verdi. bunun üzerme emir, kızı şeyhe nikahlamak istedi. şeyh bunu reddedince de kızı şeyh'in oğlu hasan'la evlendirdi. sonra­da kendisine tercil nahiyesi'nin hükümdarlığı­nı verdi. detayları daha (ince derzini beyleri bölümünün girişinde de geçti.
seyyid hasan ve oğulları ahmet bin seyyid hasan, süleyman bin kasım, yusuf ve hüseyin bir süre tercil ve atak'ta hüküm sürdüler

ömer bey bini masan bey

bu bey seyyid hüseyin'in yerine geçti. ken­disi bayındırlı uzun hasan'ın çağdaşıydı. uzun hasan kendisini çok yüceltir ve saygı gösterirdi; kızıyla evlendi ve tercil ile atak'a ek olarak mihrani ve nuşad nahiyelerini de verdi, uzun hasan'ın bu karısından olan oğlu büyüyüp geli­şince, babası tarafından doğu ve güneydoğu anadolu'nun bazı şehirleri istila edildiğinde tercil ve atak'a bey tayin edildi. ayrıca adı ge­çen ömer bey'e bedlis vilayetinin yönetimi ve­rildi.

budak bey bini hasan bey

budak bey'in bahasının ölümünden sonra bedlis beyliği uzun hasan tarafından kendine verildi. hasan bey'in oğlu yakup bey iran tah­tına çıkınca tercil ve atak vilayetlerini eski usul gereğince 888 (1454) yılında budak bey'e verdi. budak bey burasını uzun süre yönettikten sonra 911 (1506) yılında allah'ın rahmetine ka­vuştu

ahmet bey bini budak bey


babasının ölümünden sonra onun yerine geç­ti. sonra 913 (1508) yılında şalı ismail'in çıkar­dığı ve diyarbekir'i istila ettiği çarpışmada şehit edildi. bu, beyliğin hükümdarlığını eline alma­sından iki yıl sonraydı.

ali bey bini budak bin

kardeşinin ölümünden sonra beylik tahtına çıktı ve ölünceye kadar yönetimi 22 yıl sürdü.

şemsi bey

doğu ve güneydoğu anadolu'nun beyleri ve hükümdarları kızılbaşların zalim davranışla­rına son derece öfkelenip de osmanlı sarayı'na gidip sultan selim'e itaatlerini sununca tercil beyliği şemsi beye verildi. diyarbekir vilayetinin kızılbaşların elinden kurtarılması konu­sunda sultanın emri çıkınca tercil vilayeti de onların egemenliğinden kurtarıldı. bu beyin ölümünden sonra yerine haydar bey geçti.

haydar bey bin şemsi bey

sultan selim han'ın emir namesi gereğince babasının beyliği görevi kendisine verildi uzun süre hükümdarlık görevini yaptıktan sonra yöre beylerinden ve hükümdarlarından bir grupla birlikte çıldır çarpışmasında kızılbaşlar tarafın­dan öldürüldü. bu serdar mustafa paşa’nın gürcistan ve şirvan fethi için yaptığı sefer sıra­sındaydı. beyliği serdar mustafa paşa taralın­dan oğlu budak bey'e verildi.

budak bey bini haydar bey

òbu bey babasının yerine geçerek 15 yıl süreyle beyliği yönetti. sonra ölüp yönetimi oğlu hüseyin bey'e bıraktı.

hüseyin ve ismail bey

òbabasının yerine beyliği sekiz ay yönettikten sonra öldü ve yönetimi kardeşi ismail bey'e bıraktı.
òismail beyülkenin yönetiminde kardeşinin yerine geçti ve devri dört yıl sürdü. sonra öldü. ve yönetim kardeşi ömer bey'e geçti.

ömer bey bini haydar bey

òsultan murad han'ın (ııı. murat) emirnamesi gereğince tercil beyliği kendisine verildi. kendisi alicenap ve iyi ahlakla nitelenen bir gençtir ve osmanlı taifesiyie ilişki halindedir. sürekli olarak diyarbekir beylerbe­yi 'nin hizmetinde bulunmakta ve amid divanında diyarbekir'e bağlı yöre beylerinin işleri ve sorunları ko­nusunda kendisine başvurulmaktadır.
http://sangokuhazrom.blogspot.com/

BİR GENERALİN ANI DEFTERİNDEN HAZRO
 1836 -1839 yılları arasında Osmanlı
Ordusunda danışman olarak çalışan ve 1858 - 1888 Prusya Devleti Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan
Feldmareşal Helmut Von Moltke Osmanlı ordusunda danışmanlık yaptığı sıralarda Hazro'dan geçmiş ve Hazro'yu "Türkiye Mektupla-rı" adlı kitabında şöyle anlatmıştır: ".... Akşama doğru, yani hemen
hemen yirmi dört saatlik at yolculuğundan sonra yine nefis bir dağ deresine vardık. Kıyısı
boyunca yukarı çıkarak dağların içine saptık ve bir tepenin üze-rinde, etrafı bağlarla çevrili, çınarlar, ceviz ağaçları ve kavaklarla gölgelenmiş sevimli Hazro Kasabacığını ve zarif camiinigördük..."" ".... Kavaklar, sulanabilen her yerde inanıl-mayacak kadar çabuk, muazzam bir büyüklüğe varıyor. Hazro'da narin gövdeleri bir buğday tarlası gibi sık. birbirine sokulmuş kavaklardan bir suni koruya havran kaldım. Temmuz 1838 "Türkiye Mektupları"
Feldmareşal Helmut Von MOLTKE ZIRKAN BEYLERİ; Belagat Meydanının süvarileri ve güzel konulmanın, güzel yazmanın kahramanları olan tarihçilerce açıkça bilindiği gibi Zırkan Beyleri nin soyu Şam Araplarına ulaşır. Denilir ki: Şeyh Hasan Bin Seyyit Abdurrahman adında bir kişiyi zamanın sarılan, vatanından ayrılmak ve Mardin Vilayetine gelmek zorunda bırakılmıştı.
Orada yerleşip kendini ibadete kanaatkarlığa ve çeşitli riyazetlere veren Şeyh Hasan sürekli olarak mavi renkli elbise giydiği için halk arasında; "Şeyh-i Ezraki" (Mavili Şeyh) olarak tanındı. Belki de gözleri mavi olduğu için bu adla adlandırılmıştır. Sebep ne olursa olsun. Erzak sözcüğündeki "E" harfi sözcüğün çok kullanılmasın-dan ötürü atıldı ve sözcük halk dilinde "Zirki" şeklini aldı. Bu Şeyh Hasan büyük ölçüde dindar ve günahlardan sakındığı için etrafında Mardin vilayetinin ileri gelenlerinden büyük bir topluluk meydana geldi. Bunun soncu olarak çağın sultanı kendisinden korku duymaya başladı ve çekindi. Bu yüzden kendisini Mardin Kalesinde  tutukladı. N'evarki Şevlim kerametleri açıkça göründü ve Sultan içten gelen bir bilinçle Şeyhin müritlerinin kendisine içten inananların safında yer aldı. Hemen kendisini serbest bıraktı,ondan özür diledi, kendisine her bakımdan saygı ve ikramda bulundu ve kızını kendisiyle
evlendirdi. Bu durum Şeyh Hasan Ezraki'nin etraftaki halk arasında kadrini arttırdı ve şanını yüceltti. Ölüm Sultanı yakalar yakalamaz, onun yerine Şeyh geçti ve böylece ülke işlerine egemenoldu, ülkeyi kontrolü altına aldı. Çocuklarını o vilayetteki her nahiyeye bey ve hükümdar olarak atadı
,www.hazrom.net

 

Felçli ve Yatalak Hastalar Türbeye Akın Ediyor

 
Diyarbakır'ın Hazro İlçesinde Bulunan Şeyh Hasan Ziraki Türbesi'ni Günde Yüzlerce Felçli ve Yatalak Hasta Ziyaret Ederek Şifa Arıyor.
Diyarbakır'ın Hazro ilçesi yakınlarında bulunan ve 'Mireni' ziyareti olarak bilinen Şeyh Hasan Ziraki Türbesi'ne Türkiye'nin dört bir yanından gelen felçli ve yatalak hastalar burayı ziyaret ederek iyileşeceklerine inanıyorlar. Özellikle felçli romatizması olan ve vücudunun herhangi bir yeri tutmayan hastaların akınına uğrayan türbeye başta Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük kentlerde bulunan hastalar akın ederek türbede şifa arıyor. Yaklaşık 500 yıllık tarihi olan türbeye gelen felçli ve yatalak hastalar yakınları tarafından ya omuzlarda ya da sedye ile getiriliyor. Türbenin içine giren hastalar, Şeyh Hasan Ziraki' ye ait olduğu bilinen büyük tespihleri vücutlarının
her tarafına sürerek hastalıklarına şifa arıyorlar.
http://www.malabadigazetesi.com/

 

 

 

 

 

 

 

  

 

Hazro’da Tercil kalesi
 

 

 

 

 

 

 

 

Hazro beylerinin konağı
 

Felçli ve Yatalak Hastalar Türbeye Akın Ediyor

 
Diyarbakır'ın Hazro İlçesinde Bulunan Şeyh Hasan Ziraki Türbesi'ni Günde Yüzlerce Felçli ve Yatalak Hasta Ziyaret Ederek Şifa Arıyor.
Diyarbakır'ın Hazro ilçesi yakınlarında bulunan ve 'Mireni' ziyareti olarak bilinen Şeyh Hasan Ziraki Türbesi'ne Türkiye'nin dört bir yanından gelen felçli ve yatalak hastalar burayı ziyaret ederek iyileşeceklerine inanıyorlar. Özellikle felçli romatizması olan ve vücudunun herhangi bir yeri tutmayan hastaların akınına uğrayan türbeye başta Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük kentlerde bulunan hastalar akın ederek türbede şifa arıyor. Yaklaşık 500 yıllık tarihi olan türbeye gelen felçli ve yatalak hastalar yakınları tarafından ya omuzlarda ya da sedye ile getiriliyor. Türbenin içine giren hastalar, Şeyh Hasan Ziraki' ye ait olduğu bilinen büyük tespihleri vücutlarının her tarafına sürerek hastalıklarına şifa arıyorlar.


Haber : İhsan YILMAZ(Malabadi gzt)

 

 

 

 

 

 

 

 


SALAT GÖLETİ KORUMA ALTINA ALINIYOR…

 
Diyarbakır’ın Hazro İlçesine Bağlı Bayırdüzü mezrasında bulunan kaynak suyunun olduğu bölge koruma altına alınıyor.
Diyarbakır’ın Hazro, Silvan ve Bismil ilçelerine bağlı 80 köyün ve bin 500 kişinin içme suyu ihtiyacını karşılayan salat göletti, Silvan Kaymakamlığı tarafında hazırlanan proje tamamlandı. Hazro İlçesine bağlı Bayırdüzü mezrasında bulunan salat göletti korumasız olduğu için hafta sonları serinlenmek isteyen insanlarının akınına uğruyordu. Bunun üzerine Silvan Kaymakamı Veysel Beyru’nun talimatıyla inşaat mühendisleri tarafında hazırlanan proje çalışmaları tamamlandı. Kaymakam Beyru, “Silvan, Hazro ve Bismil ilçelerine bağlı yaklaşık 80 köyünün su ihtiyacını karşılayan gölet. kavurucu yaz sıcaklarında bunalan insanların akınına uğruyordu. Buda yaklaşık bin 500 insanımızın hayatı tehlike altındaydı. Bizim bünyemizde bulunan Köye Hizmet Götürme Birliği inşaat Mühendislerimizin bir proje hazırlatmalarını istedik. Bu proje kapsamında, köylerimize temiz su depolarını oluşturmak için önce koruma altına alınacak. Daha sonrada insanların serinlene bilmesi için bir havuz yapılacak. Hayvanlarında su içe bileceği bir bölüm yapılacak. Bu projeye ödenek çıktığı takdirde çalışmalarımızı başlatarak, insanlarımızın temiz su içmelerini sağlayacağız” dedi.

(Malabadi gzt)

Hazro’ya genel bakış

 

 

 

 

 


Hazro ulu cami
 

 

 

Beyler konağı
 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hazro Budakların(beyler)konağı