İpek şehri Diyarbakır


Vital Cuinet seyahatnamesinde şehirde 28 maroken fabrikası,21 ipek ve kumaş imalathanesi,30 kumaş boyacısı,12 bakır avadanlığı üreten fabrika,9 bardakçı,10 tabakçı var demektedir.
J.S.Buckıngham 1827’de seyahatnamesinde ‘Şehrin imalatları esas olarak ipekli ve pamuklu mallar,Şamda yapılanlara benzer;müslin kumaştan yapılmış şallar ve mendiller,her renkte maroken deriler,hırdavatta demirci işi ve sigara içmek için,pipolar yasemin dallarından yapılmışlar.Müslin kumaşla kaplamışlar ve altın ve gümüş ipekle süslemişler.1500 kadar dokuma işiyle dolu olan dokuma tezgahı var;yaklaşık 500 tanesi pamuk basıyor ve Hasan paşa hanında iş görüyorlar;300 tane deri imalatçısı cilt işinde çalışıyor;ayakkabı,saraçlık ve derinin diğer tüketim adalarında çalışanlarının yanı sıra;100 tane nalbant ve150 tane süslü pipo sapı,kilden toplar ve kehribar ağızlıklar vs.yapıcısı var’demektedir.(Şefik Korkusuz .Diyarbekir seyahatnameleri)

 

Şimdilerde Bursa’da bir milyon kilo  ,ipek kozası üretiliyor.1930’lu yıllarda Diyarbakır’da 70 mancınık vardı.Hesaba vurulduğunda o gün için bu rakam bir milyon kilo kozaya denk düşer.Biz bu rakamla daha o tarihlerde Bursa’yı geçiyorduk.1927 yılında Türkiye genelinde yapılan sanayi sayımında Diyarbakır ipekli dokumada İstanbuldan sonra ikinci sıradaymış.1940 yıllarında Diyarbakır’da 270 aile puşicilikle uğraşırmış.Diyarbakırda 40 tane motorlu tazgah verdı.1200 tane elle çalışan dokuma tezgahı bulunuyordu.
Diken Ş:Diyarbekir diyarım,yitirmişem yanarım.İst.2003.s:44,46,235
İpek böcekçiliğinin merkezi oluşunun nedeni biraz da Diyarbakır’ın iklimine bağlıydı.Yaz aylarında 40-45 dereceye varan bir sıcaklık dut ağaçlarının yetişmesi için çok uygun bir ortamdır.Diyarbakırdaki dut bahçeleri dillere destandı.Hemen hemen bütün Ermeni ve Süryani evlerinin bahçelerinde dut ağacı olur ve ipekçilik yaparlardı.Evlerimizde annalerimizin ve kız çocuklarımızın elbiseleri genellikle ipektendi.Ayrıca yatak ve yorgan takımlarımız hatta nevresimlerimiz bile tamamen ipekti.İpek,Diyarbakırlılar için o kadar doğal bir kumaştı ki basma emtarili bir bayana hayranlıkla bakılırdı.İpek puşiler ise çok sıradan şeylerdi.İpek puşi bağlamış diye de çok meşhur bir türkümüz var.
Berat Beren :Henek.2.Baskı Peri yay..İst.2004.s.167

 


                                                                                     (Şefik  Korkusuz.Bir zamanlar Diyarbekir)

Dokumacılık evlerde yapıldığı için kayıt altında tutulmuyordu. Bundan dolayı da Puşicilik işi ile uğraşanların ve çalışanlarının sayısı, işçi maaşları, iş verenin elde ettiği gelir gibi konular hakkında kesin bilgimiz yoktur. Konu ile ilgili bilgiler tahminlere dayanmaktadır. Mevcut tezgah sayısına göre tezgahlarda çalışan işçi sayısı tahmin edilebilir. Diğer iş kolları da buna bağlı olarak değerlendirilebilir.
1970 yıllarında Diyarbakır il merkezi başta olmak üzere Silvan, Lice, Kulp ve Hazro ilçelerinde önemli miktarda ipek böcekçiliği yapılmakta idi. 4 Günümüzde ise sadece Kulp ilçesinin bir beldesinde küçük oranda üretim devam etmektedir. Diyarbakır şehir merkezi ve civar köyleri ipekböcekçiliği ve dokuma tezgahlarının en yoğun olduğu yerlerdir.5 Sayısı 300 adet olan bu imalathanelerde 1870 yıllarında 200 ustanın denetiminde 1500 yetişkin ve çocuk işçi çalışmaktaydı. Bu tezgahların hemen hepsi Diyarbakır şehir merkezinde bulunuyordu. Bu, Diyarbakır'ın bu faaliyetin merkezi olması ve dokumacıların ipek dokumacılığına yönelmeleriyle ilgilidir. Çünkü ipek kumaş dokuma daha yüksek vasıf isteyen ve kırsaldan çok kentlerde yapılmaktaydı.6 Diyarbakır'da canlı olan ipek dokumacılığı jakarlı makinelerle daha da canlanmıştır. 1880'lerde şehir merkezinde 100 erkek dokumacı, ipek çarşaf dokuyor ve her bir usta haftada bir adet çarşaf üretiyordu.7

Diyarbakır dokuma esnafı, Birinci Dünya Savaşı öncesinde jakarlı dokuma tezgahlarını kullanmaya başlamıştır. Böylece daha kaliteli ve daha fazla kumaş üretimi sağlanarak dokuma piyasası, hem rekabet gücünü artırmış hem de üretilen malın birim fiyatlarını düşürmüştür.8 Diğer taraftan Diyarbakır'da ipekböcekçiliğin üretimindeki yüksek rekolte ve elde edilen ipeğin işlenmesi göz önünde tutularak Elazığ'da 1913 yılında kurulmuş olan İpekböcekçiliği okulu9 1930 yılında Diyarbakır'a taşınmıştır.10 Geleneksel el dokuma tezgahlarının dışında 1940'lı yıllara kadar faaliyetini sürdürmüş olan jakarlı makinelerden oluşan mantin kumaş fabrikaları vardı.11 Bu mantin fabrikaları, Müftüzade Hüseyin Efendi ile Direkçi Tahir Efendiye aitti. Burada üretilen kumaşlar biraz sert olmakla beraber sırmalı kısmından gelinlik yapılmakta ayrıca yorgan ve yastık yüzü olarak da kullanılmakta idi.12 1950'li yıllarda ise Diyarbakır ipek dokumacıları “Doğu İpek” adıyla bir şirket kurmuşlardır.

1958 yılında yapılan istatistiğe göre Diyarbakır'da üretilen ham ipek miktarı 50 000, suni ipek miktarı 15 000 metredir.13 1960 yıllarında ise en az 200 14, 1970 yıllarında en az biri motorlu olmak üzere 70 tane ipek kumaş üretim tezgahı çalışıyordu.15 Bu tezgahlarda üretilen ipek kumaşlar yurtiçinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Ege bölgesinde, yurtdışında da Irak ve Suriye başta olmak üzere pazar bulmaktaydı Yazan: Dr. Ahmet Taşğın, Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Bilim Dalı

 

1937 yılına ait bir kitapta’Kozacılık ve ipekçilik Diyarbekir’de pek eski bir hayata maliktir.Merkez,Silvan,Kulp ve Lice ilçelerinde bugün de ipekçilik yapılmakta ve bu heves günden güne artmaktadır.Kozalardan elde edilen ipeklerle,el tezgahlarında sırmalı,sırmasız Diyarbekir mantini denilen ipekli kumaşlar,mendiller,örtüler dokunur.Diyarbekir merkezinde bir ipekçilik okulu vardır.Bu oluk için önümüzdeki yıl Diyarbekir Yenişehir sahasında modern bir bina yapılacak ve ayrıca ipekçilik sanatının yükselmesi için bir flatör fabrikası da kurulacaktır’denilmektedir.
İpek böcekçilik okulu
Kendi sahasında muntazaman çalışmaktadır.İstasyon boyundfa yenş bir böcekçilik okulu ile yanında bir flatör fabrikasının yapılması için hazırlıklar vardır

Usman Eti.Diyarbekir.Diyarbekir matb.1937.s.34,74

1949 yılında Diyarbakır’ı ziyaret eden gazeteci Cahit Beğenç izlenimlerini Ulus gazetesinde yazmış ,Diyarbakır ve Raman isimli kitabında da bu izlenimlerini detaylandırmıştır

Merkezde köylü kadınların baş örtüsü olarak kullandıkları ve puşu tabir edilen ipekten mamul örtüler el tezgahlarında işlenmektedir.150 adet tezgah vardır.Senede 7 bin adet puşu dokunmaktadır

İpek böceği istasyon müdürlüğünde senede 4000 kutu ipek böceği açılmaktadır.Koza olarak 120 bin ila 140 bin kilo istihsal edilmektedir.
4000 ila 10.000 kilosu ihraç ve bakiyesi şehirde puşu tezgahlarında istihlak edilmektedir
Cahit Beğenç:Diyarbakır ve Raman.Ulus Basımevi.Ankara.1949.s.27

 

 

Günümüzde ipekçilik
Diyarbakır ipek böcekçiliğin merkezi

 

Diyarbakır'ın Kulp İlçesi'nde 200 aileyle başlayan ipek böcekçiliği, 712 ailenin geçim kaynağı oldu.



Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası'nın (TSO) öncülüğünde, Diyarbakır Valiliği, Ticaret Borsası ve Tarım İl Müdürlüğü'nün işbirliğiyle, kırsal alandaki insanların köyden kente göçünü önlemek ve alternatif gelir kaynaklarının yaratılması amacıyla, yaklaşık 3 yıl
önce başlatılan 'Kulp'ta İpek Böcekçiliği Projesi', yöre insanı için adeta umut kapısı oldu.

712 aile ipekle uğraşıyor

Diyarbakır TSO Genel Sekreter Yardımcısı Lezgin Yalçın, yaptığı açıklama, yaklaşık 3 yıl önce 200 aileyle
başladıkları ipek böcekçiliği yetiştiriciliğinin, 712 aileye ulaştığını söyledi.
Projenin kırsal alanda insanların köyden kente göçünü önlemek ve yaşadıkları yerlerde alternatif gelir kaynakları yaratılması amacıyla projenin hayata geçirildiğini anımsatan Yalçın, şöyle konuştu:
"Aslında biz projeyle ipin iki ucunu yakalamak istedik. Geçmişte bölgede var olan hem ipek böcekçiliğini hem de Diyarbakır'ın geleneksel bir el sanatı olan ipek poşuculuğunu yeniden canlanmasını hedefledik. Türkiye'de şu anda yaş koza rekoltesi Diyarbakır'ın elinde bulunuyor. Geçen yıl üretilen yaş koza miktarı 35 tondu. Bu yıl toplam 45 ton rekolte bekliyoruz. Eskiden 'Biz yapamayız, bu işte para yok' diyen üreticiler şimdi kendileri bize başvuruyor. Her geçen gün ilgi arıtıyor. Proje başarıya ulaştı."

Diyarbakır üretimin merkezi

Yalçın, Diyarbakır'ın ipek böcekçiliğinin merkezi olma yolunda olduğunu, bu nedenle Kulp'ta bütün üreticileri kooperatif çatısı altında birleştirmeyi düşündüklerini belirtti.
Koza Birliğin Merkezi'nin Bursa'da bulunduğunu, rekoltenin en yüksek olduğu Kulp İlçesi'nde ise henüz bir kooperatifin olmadığını ifade eden Yalçın, şunları söyledi:
"Koza Birlik Merkezi Diyarbakır'a taşınmalıdır. Çünkü, en çok rekolte bu kentte bulunuyor. Kulp'un yanı sıra bu yıl Çarıklı Beldesi'ne de 30 paket verdik. Gelecek yıl Lice, Silvan, Hazro ve Hani ilçelerindeki vatandaşlara da
tohum dağıtmayı hedefliyoruz. Bir ay içinde 2 paket tohum karşılığında ortalama 70 kilo yaş koza elde ediliyor. Bu da 770 milyon lira gibi bir para ediyor. Bölgede bir vatandaşın 770 milyon lira gelir elde etmesi
büyük bir para. Böylesine gelir getirici bir imkan varken DTSO bunu neden vatandaşın lehine kullanmasın."

250 bin Avro'luk proje

Yalçın, projenin başarıya ulaşmasına paralel olarak AB'nin Kırsal Kalkınma Programı'na ipekli dokumanın geliştirilmesi amacıyla 250 bin Avro'luk 'Kulp'ta İpekli Dokumayı Geliştirme Projesi' sunduklarını belirterek, projeden 20 ailenin ipekli dokuma yaparak gelir elde edeceğini kaydetti.
Projede, iplik çekilmesi, bükülmesi, dokunması gibi ipeğin tüm aşamalarını ilçedeki Ağaçlı Beldesi'nde hayata geçirmeyi hedeflediklerini anlatan Yalçın, proje kapsamında Diyarbakır poşusunu bir marka haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Dünya pazarına açılma

Yalçın, dünyada insanların artık doğal ürünler giymeyi tercih ettiğini, ipeğin insan vucuduna zarar verecek hiç bir katkı maddesinin bulunmadığını ve tamamen doğal bir üretim olduğunu belirtirken, "Projeyle dünya pazarına açılma şansını yakalayacağız. İpek böcekçiliği yılın bir ayını alırken, diğer aşamaları yılın tüm aylarını kapsayacak. Dokuma aşamasına kadar da büyük bir istihdam söz konusu olacak. Ayrıca porejeyle kente özgü kaybolmaya yüz tutmuş ipek poşuculuğu yeniden eski görkemli günlerine kavuşacak" dedi. gekspres

Güneydoğulu genç kızlar, krallara poşu dokuyarak çeyizini hazırlıyor.

Sarayların ihtişamında önemli bir yere sahip olan ipekli dokumaları, Güneydoğulu genç kızlar işliyor. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası'nın (TSO) açtığı kurslara katılan 57 genç kızın ördüğü ipek poşular Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın sarayını süslüyor.

 

 

Genç kızlara istihdam sağlamak amacıyla Diyarbakır'da açılan 5 kursta 57 genç kız ipek poşu dokuyarak çeyizini hazırlıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Suudi Arabistan Kralı Abdullah'a da hediye edilen ipek poşular, Türkiye'de sadece Diyarbakır'da üretiliyor.
Güneydoğu'da gümüşçülük, bakırcılık, taş işlemeciliği, poşuculuk, ipekli dokuma gibi el sanatları, teknolojinin gelişmesiyle yok olmaya başladı. Ancak son yıllarda Diyarbakır Ticaret Odası'nın hayata geçirdiği projelerle, el sanatları yeniden canlandırıldı.
Avrupa Birliği'nin de (AB) desteklediği projeler kapsamında el sanatları son 3 yılda mesafe katetti. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı'nca açılan 5 ayrı kursa katılan 57 kişi, el sanatlarını öğrendi. El sanatları arasında genç kızların en çok ilgi gösterdiği alan ise poşuculuk. Daha önce açılan kurslarda 70'i aşkın poşu ustası yetiştiren Ticaret Odası, özellikle genç kızlara istihdam sağlamayı amaçlıyor. TSO Başkanı Kutbettin Arzu, kaybolan el sanatları ürünlerinin müzelerden çıkarılarak yeniden hayata döndürüldüğünü söyledi.
Arzu, "Biraz daha üretip pazara daha güçlü girmeyi düşünüyoruz. Şu anda ağırlıklı olarak eğitim çalışması şeklinde yapılıyor. Özel sektörün bu işi meslek edinmesi veya bu insanların kendi aralarında kooperatif kurup üretmesi şeklinde düşünüyoruz. Bunu bir marka haline getirmeyi, desenleri geliştirmeyi planlıyoruz. Bunları yaptıktan sonra pazarda daha iyi bir yere tutunmayı hedefliyoruz." dedi. Tezgahların başında poşu üretmeye başlayan genç kızların hedefi ise, birer usta ya da üretici olmak. Projenin mimarları, el sanatlarını tanıtmak amacıyla bir de sempozyum düzenlerken, genç kızların ellerinde hayat bulan poşular, Suudi Arabistan kralının sarayına kadar gitti. Türkiye ziyareti sırasında krala verilen hediyelerin arasında Diyarbakır poşusu da bulunuyordu.
1980 yılına kadar ipek dokumacığında önemli bir yere sahip olan Diyarbakır'da, ipekli dokumanın temel taşı ipekböcekçiliğinin yapılmaması sebebiyle bu alanda gerileme oldu.
2001 yılında AB ve Diyarbakır Valiliği işbirliğiyle Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde çiftçilere ipekböceği kozası dağıtılarak ipekböcekçiliği yeniden canlandırıldı. 2004 ve 2005 yılında üretilen koza miktarıyla ülke genelinde en çok yaş koza üreten Kulp çiftçisi, ipekli dokumanın da yeniden canlanmasını sağladı.

Diyarbakır'da ipekböcekçiliğinin canlanmasıyla yıllar önce kapatılmak zorunda kalınan ipek poşularının üretildiği tezgahlar birbir açılmaya başlandı. TSO'nun desteğiyle açılan tezgahlar sipariş üzerine özel üretim yapıyor. ZAMAN

DİYARBAKIR'DA GELENEKSEL BİR MESLEK: PUŞİCİLİK


Dokumacılık evlerde yapıldığı için kayıt altında tutulmuyordu. Bundan dolayı da Puşicilik işi ile uğraşanların ve çalışanlarının sayısı, işçi maaşları, iş verenin elde ettiği gelir gibi konular hakkında kesin bilgimiz yoktur. Konu ile ilgili bilgiler tahminlere dayanmaktadır. Mevcut tezgah sayısına göre tezgahlarda çalışan işçi sayısı tahmin edilebilir. Diğer iş kolları da buna bağlı olarak değerlendirilebilir.
1970 yıllarında Diyarbakır il merkezi başta olmak üzere Silvan, Lice, Kulp ve Hazro ilçelerinde önemli miktarda ipek böcekçiliği yapılmakta idi. 4 Günümüzde ise sadece Kulp ilçesinin bir beldesinde küçük oranda üretim devam etmektedir. Diyarbakır şehir merkezi ve civar köyleri ipekböcekçiliği ve dokuma tezgahlarının en yoğun olduğu yerlerdir.5 Sayısı 300 adet olan bu imalathanelerde 1870 yıllarında 200 ustanın denetiminde 1500 yetişkin ve çocuk işçi çalışmaktaydı. Bu tezgahların hemen hepsi Diyarbakır şehir merkezinde bulunuyordu. Bu, Diyarbakır'ın bu faaliyetin merkezi olması ve dokumacıların ipek dokumacılığına yönelmeleriyle ilgilidir. Çünkü ipek kumaş dokuma daha yüksek vasıf isteyen ve kırsaldan çok kentlerde yapılmaktaydı.6 Diyarbakır'da canlı olan ipek dokumacılığı jakarlı makinelerle daha da canlanmıştır. 1880'lerde şehir merkezinde 100 erkek dokumacı, ipek çarşaf dokuyor ve her bir usta haftada bir adet çarşaf üretiyordu.7

Diyarbakır dokuma esnafı, Birinci Dünya Savaşı öncesinde jakarlı dokuma tezgahlarını kullanmaya başlamıştır. Böylece daha kaliteli ve daha fazla kumaş üretimi sağlanarak dokuma piyasası, hem rekabet gücünü artırmış hem de üretilen malın birim fiyatlarını düşürmüştür.8 Diğer taraftan Diyarbakır'da ipekböcekçiliğin üretimindeki yüksek rekolte ve elde edilen ipeğin işlenmesi göz önünde tutularak Elazığ'da 1913 yılında kurulmuş olan İpekböcekçiliği okulu9 1930 yılında Diyarbakır'a taşınmıştır.10 Geleneksel el dokuma tezgahlarının dışında 1940'lı yıllara kadar faaliyetini sürdürmüş olan jakarlı makinelerden oluşan mantin kumaş fabrikaları vardı.11 Bu mantin fabrikaları, Müftüzade Hüseyin Efendi ile Direkçi Tahir Efendiye aitti. Burada üretilen kumaşlar biraz sert olmakla beraber sırmalı kısmından gelinlik yapılmakta ayrıca yorgan ve yastık yüzü olarak da kullanılmakta idi.12 1950'li yıllarda ise Diyarbakır ipek dokumacıları “Doğu İpek” adıyla bir şirket kurmuşlardır.

1958 yılında yapılan istatistiğe göre Diyarbakır'da üretilen ham ipek miktarı 50 000, suni ipek miktarı 15 000 metredir.13 1960 yıllarında ise en az 200 14, 1970 yıllarında en az biri motorlu olmak üzere 70 tane ipek kumaş üretim tezgahı çalışıyordu.15 Bu tezgahlarda üretilen ipek kumaşlar yurtiçinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Ege bölgesinde, yurtdışında da Irak ve Suriye başta olmak üzere pazar bulmaktaydı. 1929 İzmir fuarında, Diyarbakır ipek dokuma fabrikalarında üretilen mantin kumaşlar birinci olmuştur.16 Ayrıca Diyarbakırlı iş adamları İzmir Fuarına uzun süre Diyarbakır'ı temsilen şehirde üretilen ipek kumaşlarla katılmışlardır.17 Puşi en son çıkışını yurt dışında yaparak 1973'te Münih'te düzenlenen el sanatları fuarında birinci olmuştur.18

Puşicilik birbirine bağlı birden fazla iş kolundan oluşmaktadır. Bunlar ise ipekböcekçiliği, kozadan ipin dolaplar yardımıyla çekimi, maklepler yardımıyla masuraya (farık) sarılması, masuralardan düvereye büküme götürülmesi, bükülen iplerin boyaya girmesi, serkar elinde kalemlere sarılması, dokuma için tezgaha gelmesi ve pazarlama için dükkanlara gönderilmesi gibi belli başlı iş kollarına ayrılmaktadır. Puşiciliğin bitmesiyle bu iş kolları da ortadan kalkmıştır.

Puşiciliğin Diyarbakır'ın doğal çehresine katkılarından birisi yine şehrin sembolü haline gelen dut ağaçlarıdır. İpekböceğinin yegane gıdası olan dut yaprağı Diyarbakır ve çevre ilçe ve köylerindeki dut ağacı yapraklarından karşılanmaktaydı. Daha Birinci Dünya Savaşı öncesinde Silvan'da bir milyondan fazla dut ağacı vardı.19 Şehir merkezinde sur içi evlerinin hevş denilen avlularında, sur dışında Hevsel bahçelerinde olmak üzere hemen hemen her yerde dut ağacına rastlamak mümkün iken Puşiciliğin bitmesiyle dut ağaçları da birer birer kesilmiştir. Günümüzde çok az da olsa geçmişten kalma dut ağaçlarına rastlamak mümkündür.

Puşiciler, Diyarbakır'ın sosyal, kültürel ve ekonomik hayatında önemli bir yere sahip olan mesleklerden sadece biridir. Bağımsız iş kollarına ayrılan Puşicilik, Diyarbakır'ın iktisadi ve kültürel hayatının en belirleyici unsurlarından biri olmuştur. Puşi, hem geleneksel kıyafetlerin hem de türkülerin önemli birer öğesi olarak Diyarbakır folklorunda önemli bir yer edinmiştir. Puşi yirmiyi aşkın Diyarbakır türküsüne konu olmuştur. Buraya sevilen bu halk türkülerinden birkaç örnek almak istiyoruz: DİYARBAKIR PUŞİ TÜRKÜLERİ

Türkülerde de 20 görüldüğü üzere Puşiciler, Diyarbakır folklorunda önemli ve kalıcı bir iz bırakmıştır. Puşicilerin/Puşilerin türkülerde yoğun olarak yer almasının önemli bir nedeni de hemen hepsinin Diyarbakır türkülerini çok iyi okuyor oluşlarıdır. Kendi aralarında bir meslek dayanışması ve davranış biçimi geliştirmiş olan Puşiciler arasından yakın tarihte kaybettiğimiz Sami Hazinses gibi sanatçılarla Diyarbakır mahalli sanatçılarından Hüsnü İpekçi ve Mehmet Akyüz gibi isimler sayılabilir.

Günümüzde Puşinin kazandığı yeni anlam ile yukarıda türkülerde konu edilen Puşinin anlaşılması mümkün değildir. Bugün yaygın olan Puşi tamamen Arap kültürünün etkilerini taşımaktadır. Bu Puşiler desenlerinden renklerine kadar Diyarbakır tamamen Puşisinden farklıdır. Bunlar başka pazarlardan sağlanan Puşiler olup üretildikleri yörenin kültürünü taşımaktadır. Dolayısıyla bu yörelerden karşılanan Puşi ihtiyacı aynı zamanda ilgili kültürü de beraberinde taşımıştır. Özellikle Diyarbakır pazarına yirminci yüzyılın birinci yarısından itibaren Suriye veya Suriye üzerinden mal girişi sağlanmıştır.21 Bu da Diyarbakır Puşi üretiminin azalmasına ayrıca özgün kültür özelliklerinin kaybolmasına ve farklı algılamaların yerleşmesine neden olmuştur.22

Bu bakımdan ilgili türküler açısından da adeta bir belirsizlik ortaya çıkmıştır. Kültürel hayatın önemli bir katmanının birden, aktif hayat alanından çekilmesiyle hayatın kültürel alanında hiçbir şekilde doldurulamayan boşluklar ve telafisi imkansız kayıplar meydana gelmiştir. Şehir merkezinin pek çok açıdan önemli bir unsuru olan Puşicilerin göç etmesi, Diyarbakır'da bir çok alanın fakirleşmesine neden olmuştur.

Diğer taraftan tezgahla ilgili aksamın ifadesinde kullanılan sözcükler de Diyarbakır'a hastır. Dokumanın, boyamanın ve kozadan ipin çekilmesi işlemleri de Diyarbakır'a hastır ve diğer ipek dokumacılığı merkezlerinden de farklılıklar göstermektedir. Puşicilerin meslekle olan ilişkilerini kesmelerinden sonra bu sözcükler de kullanım alanından çekilmiş oldu. Bugün Diyarbakır'da dokumada kullanılan malzemeye hatta dokuma tezgahının en küçük parçası olan mekiğe bile rastlamak mümkün olmamıştır. Dokunan kumaşlardan Puşi dahi bulmak çok zor. Mantin kumaş bulmak ise mümkün değildir.23

Son otuz yıl içerisinde tamamen yok olan Puşicilik, Diyarbakır kent merkezinde oturan Süryanilerin ve Ermenilerin göç etmesiyle24 beraber şehirde yok olmaya yüz tutmuş, Puşi ihtiyacı özellikle Arap ülkelerinden olmak üzere yurt dışından karşılanmıştır. Bu ise hem önemli ekonomik bir kayba hem de kültürel bir yozlaşmaya neden oldu. Türk kültürü üretim kaynaklarından birini kaybetmiş, aynı zamanda ülke insanlarının yaratıcı gücünün zayıflamasına neden olmuştur. Puşicilik, dünyadaki teknolojik gelişmelerin rekabetine dayanamamıştır. Özellikle Uzakdoğu ülkelerinden ihraç edilen ipek, iç piyasadaki maliyetlerin yüksek olmasından dolayı piyasayı kısa zamanda ele geçirmiştir. Bunun yanı sıra hem yurtiçi hem yurtdışı suni ipek üretimi de ham ipek üretimini olumsuz etkilemiştir. Bunlara bir de ülkenin yaşadığı toplumsal değişim sonucu geleneksel kıyafetlerin yerini modaya uygun giyim tarzına bırakması eklenince bir meslek kolu hayatımızdan, hem çok hüzünlü hem de bir dizi olayın ağır bir sonucu olarak sessizce ayrılmıştır.

Yazan: Dr. Ahmet Taşğın, Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Bilim Dalı

 

Damda puşi işlerem...

Cuma, 10 Haziran 2005 - (21:04)

Ergun Eşsizoğlu

Diyarbakırda bugünkü Tekstilin nuvesi sayılan,atölyelerde,O zamanların modası olan iki ürün çok yaygın üretiliyordu.Mantin çarşaf ve puşi.

"Damda puşi işlerem,
Kız yanağın dişlerem,
Seni bahan versinler,
Saç bağın gümüşlerem.."
(Diyarbakır Türküsü)
 
Şarkılara kadar  giren puşi 1800'lü yılların sonlarında 1900'lü yılların başlarında,Diyarbakırda,bugünkü tekstil sanayii'nin ilk nüvesi olan ipek dokumacılığının en önemli ürünlerindendi.
 
Diyarbakır ipekçiliği aslında çok eskilere dayanır.Bilindiği gibi,Çine kadar giden  yolun adı "İpek Yolu"dur.Ve bu yol da Diyarbakır'dan geçer.İşte bu nedenle ,tarihte çeşitli medeniyetlere merkezlik etmiş olan Diyarbekir da bu ipekli dokuma işinden nasibini almıştır.Ve de üretimini yapmıştır.
 
Diyarbakırda bugünkü Tekstilin nuvesi sayılan,atölyelerde,O zamanların modası olan iki ürün çok yaygın üretiliyordu.Mantin çarşaf ve puşi.
 
Şimdilerde Bursada bir milyon ipek kozası üretiliyor.Bu rakamla mukayese edecek olursak,1930 lu yılların başlarında 70 tane ipek mancınığı vardı.Hesaba vurulduğunda hemen hemen,bir milyon kozaya tekabül eder.Yani 1930 lu yıllarda Diyarbakırdaki ipekçilik,bugünkü Bursanın seviyesindeymiş nerdeyse.***
 
Tarihi olarak ta incelendiğinde Diyarbakırdaki ipekçilik,Bursadanda çok önceleri başlamıştı.***
 
Buna bugünlerin tabiriyle bir sanayi kolu dersek,bu sanayii kolu öyle bir düzeydeydi ki,Diyarbakır istasyon cad.de şayak fabrikasının orda,İpek böcekçiliği Enistütüsü bile varmış.
 
1940 lı yılların başında yapılan bir tespitte 276 aile bu işle ilgileniyormuş.Üretici olarak  çaba sarf edermiş.
 
İşte bu ailelerin üzerinde inceleme yapıldığında konunun can damarı ortaya çıkıyor.Bu 276 ailenin ailenin 250 si Süryani ve Ermeniymiş,bu 250 ailenin büyük çoğunluğuda Süryani.
 
Aynı şekilde Diyarbakırın 1860 ta yapılan nufus sayımına göre nufusu 21.576 dır.(O tarihte İstanbulun nufusu 70 bindir.)O tarihte yapılan nufus sayımlarında sadece insanı değil,üretim araçları,dükan sayısı vs. dahi sayılırmış.İşte o yıllarda Diyarbakırın 21.576 olan nufusunun 11 bin kusuru gayri müslümlermiş.(Ermeni,Süryani,Keldani,yezidi ,Yahudi vs. gibi).
 
Ve derken ipek sanayiine alternatif olarak,suni ipekle birlikte,Diyarbakırdaki ipekçiliğe esas darbeyi  1946 da tavan yapan  göç dalgası vurdu.O dönemde Türkiyedeki azınlıklar üzerinde esen fırtınaları hepimiz biliyoruz.Öyle bir dalga vurduki,bu kadim şehrin insanlarına,hepsi birer birer göç edip gittiler.
 
Gitmek zorundaydılar,çünki oluşan baskılara dayanacak güçleri kalmamıştı.Kimi suriyeye,Kimi Lübnana,Kimisi Mısıra,Kimisi de Taa Amerikalara kadar gittiler.
 
Onlar sadece gitmekle kalmadılar,bir şehrin zenginliklerinide alıp gittiler.Onları göçe zorlayanların yada bu sonucu yaratanların,hiç hesap etmedikleri şey,gidenlerin yerinin kolay, kolay  dolamıyacağıdır.
 
İşte sonuç ortada.Onların gitmesiyle Diyarbakırda İpekçik te bitti.
 
Bursada Tekstile temel teşkil eden bu sanayii,Diyarbakırda bu işin sahipleri terkedip gittiği tamamen yok oldu.Bu gün Diyarbakırda ipek böcekçiliği Kara Höbür (Büyük taneli kara dut) gibi mazi oldu.
 
PUŞİDE GİTTİ,MİNTAN ÇARŞAFTA GİTTİ,HANNA ERO'DA GİTTİ,MENDİLCİYAN EREN'DE,MUG USO DA GİTTİ.
 
VELHASILI KELAM DİYARBAKIRDAN BİR SANAYİ KOLU DA ONLARLA BİRLİKTE GİTTİ. 
DİYARBAKIR DEYİŞİYLE: TÜ SAĞ,EZ SELAMET...(SEN SAĞ,BEN SELAMET).
 
sevgiyle kalın.
 
**** Bu yazıda verilen bütün somut veriler,ve bilgiler Araştırmacı yazar Sevgili Şeyhmus Dikenin ,iletişim yayınlarından çıkan "DİYARBAKIR DİYARIM,YİTİRMİŞEM YANARIM"  kitabından alıntılanmıştır.Bu güzel eseri içinde kendisine teşekkür ederiz

Damda puşi işlerem kız yanağın dişlerem
Derya Karaçoban

 

Puşi doğunun simgesidir adeta. Ancak üretimi artık yok olmaya yüz tutuyor

Diyarbakır eskiden ipekböceği dokumacılığının olduğu illerdendi. Bunu yılların puşi ustası olan Muharrem Savaş'tan öğreniyoruz. Savaş, puşiciliğe 1946 yılında ipekböceğinin dişleri arasında, ipek halini alan iplerden puşi dokumaya, Ermeni Karnu ve Zeynî ustalarının yanında başlamış.
Ve o gün bugündür ipeğin dokuma sürecinde yer alan Savaş "O dönemlerde Ermeniler bu işi yapardı. 60 kadar ipek dokuma atölyesi vardı. Ve hepsinde 5-20 arasında işçi çalışırdı" diyor. Tüm ipekböceği atölyelerini Ermeniler, Süryaniler işletirmiş. Ermenilerin, Süryanilerin gitmesi, Diyarbakır'da DSİ, TEDAŞ'ın, Köy Hizmetleri, Sümerbank gibi devlet kurumlarının açılması aynı sürece denk gelir. Aynı dönemlerde askerden dönen Savaş, Sümerbank Dokuma Fabrikası’nda usta olarak başladığı işte devam etmiş zanaatına.
İpek dokumacılığı ile dut yaprağının ipeğe dönüşüm sürecinin atölyeler tarafından yürütüldüğünü anlatan Savaş, "Ustalarımız dut bahçelerinin sahipleriyle anlaşırdı. 500 kilodan 3 tona kadar ipek isteyen ustalarımız vardı. Atölyenin büyüklüğüne göre değişirdi bu" diyor. İpekböceği kozalarında 40 günde yeşil yapraktan en pahalısından ipliğe dönüşen ipek, atölyede dolapçıların ellerinde kaynatılır, renk verilir ve tezgahlarda dokumaya hazır hale getirilirmiş. Kadınlı erkeli her sabah herkes gelir gelmez tezgahlarının başına geçer, akşama kadar durmaksızın çalışırlarmış.
Pazarı Ortadoğu
Puşiciliği, gelmiş geçmiş zanaatların en kıymetlisi olarak dile getiren Savaş, İran, Irak, Suudi Arabistan, Suriye gibi Ortadoğu ülkelerine pazarlandığını söylüyor. Ortadoğu'ya pazar ve üretim merkezlerinden biri Diyarbakır'mış. Puşinin bir ismi, etiketi varmış. Nasıl şimdi markete gittiğinizde her şeyin bir etiketi varsa... Heftreng, kesrevan, dorsor, telgraf, semavi, türabı, mantin (çarşaf)... Kadınların giydikleri çarşaflar... Puşiler, desenlerinin farklılığına göre isim alıyor. Genç kızların kullandıkları temezi, kadınlarınki ise puşi ya da şarp olarak isimlendiriliyor. Muharrem Savaş, yok olmak üzere olan bir alanı yeniden canlandırması için Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası'nın puşi atölyesinin bir olanak olduğunu aktarıyor. Konuşması esnasında o günlere bir yolculuk yapıyor ve bizi de kendisiyle birlikte götürüyor Savaş: "O dönem dut ağacı çoktu. İpekböceği, kozaları yılda bir yapar. Ustalar bahçelerle anlaşır, ipliği alırdı. Dolapçılar da ipeği kalitesine göre ayırırdı. 1. 2. 3. kalite olarak isim alırdı. Başkaydı o zamanlar. İşsiz insan yoktu."
Puşinin kısa tarihi
Puşinin kullanımı 1900'lü yılların başlarına kadar uzanıyor. Diyarbakır’da bugünkü tekstilin ilk adımlarından olan atölyelerde, mantin çarşaf ve puşi üretilirdi. Şu anda Bursa'da üretilen bir milyon ipek kozası üretimi 1930'lu yılların başlarında Diyarbakır'daki ipek kozası üretimine denk düşüyor neredeyse. Diyarbakır'da İpekböcekçiliği Enistütüsü varlığından bahsetmek mümkün. Diyarbakır'da, 1940'ların başlarından bu yana bu işle ilgilenen 276 ailenin 250'si Süryani ve Ermeni. Puşi sanayisi 1946'da Ermeni ve Süryaniler üzerinde baskıların yoğunlaşmasına kadar sürmüş. (Diyarbakır/EVRENSEL)

Manilerde puşi
"Damda puşi işlerem,
Kız yanağın dişlerem,
Seni bahan versinler,
Saç bağın gümüşlerem..."Evrensel

Puşi'ye özgürlük geldi
Yıllarca adı konulmamış bir yasakla karşı karşıya kalan ve özgürlüğün simgelerinden biri olan puşinin üretimine Amed'de yeniden başlanacak.

AMED

Ortadoğu halklarının bir simgesi olan, başta Filistinliler ile Kürtler olmak üzere bir >çok halk tarafından kullanılan ve adeta özürlüğün simgelerinden biri durumuna yükselen puşiye serbestlik geldi. Türkiye'de salt puşi taktıklarından dolayı mimlenilen günlerin geride kalması ile bunun bir sektör olduğu nihayet anlaşıldı. Yıllarca adı konulmamış bir yasak hüküm sürdüğü için üretim tezgahları kapanan puşiciliğin yeniden canlanması için Diyarbakır Kültür Müdürü Tevfik Arıtürk, destek vereceklerini söyledi.

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Dicle Üniversitesi ve Ticaret Borsası işbirliğiyle el sanatlarından puşiciliğin tekrar canlandırılması amacıyla DTSO Konferans Salonu'nda puşicilik el sanatını icra eden ustaların da katıldığı bir toplantı düzenlendi. Arıtürk, "Puşiciliği canlandırmak için İl Kültür Müdürlüğü'ne ait yerde tezgah kurarak tekrar dokumasını sağlayacağız. Bakanlığımız puşiciliğin gelişmesi ve pazar bulma konusunda destek verecektir" dedi.

Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi Ahmet Taşkın ise Diyarbakır'ın kültür, iktisadi ve sosyal hayatında çok önemli olan puşiciliği araştırdığını anlatarak, şöyle dedi: "Araştırmada, 1940'lı yıllarda kentte ipek puşi dokuyan bin 500 tezgah olduğunu tespit ettim. 1970'li yıllarda ise 150 tezgah vardı. Günümüzde de artık yok olmaya başladı. İpek puşi dokumasını tekrar canlandırmak istiyoruz. Bunun için Diyarbakır'da bulunan eski 40 ipek puşi dokumacısı bulduk. Dokumacılarla birlikte tezgah kurarak tekrar orjinal puşuların dokunmasını istiyoruz."

DTSO Başkanı Kutbettin Arzu da kentin el sanatları alanında oldukça zengin bir kültüre sahip olduğunu kaydederek, "Zamanla kültürel zenginlikler yok olmaya yüz tutmuş ve el sanatları unutulmuştur. Amacımız, kentin kültürel zenginliğini geliştirmektir" diye konuştu.

Eski dokumacılardan Hüsnü İpekçi, 15 yıl ipek dokumacılığıyla uğraştığını ve baba mesleği olan ipek puşi dokumacılığını bıraktığını söyleyerek, "Baba mesleği olan puşiciliğin yok olması bizleri çok üzüyordu. Böyle bir çalışmanın içerisinde yer almak beni çok mutlu ediyor" dedi

Diyarbakır’da İpek Böcekçiliği Projesi’ne AB’den destek

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) AB’den İpekli Dokumayı Canlandırma ve Destekleme Projesi için 250 bin euro destek aldı.
DTSO Genel Sekreter Yardımcısı Lezgin Yalçın, Diyarbakır’ın Kulp ilçesi ve Ağaçlı beldesinde ipekli dokuma sektörünü geliştirmek, kırsal alanda istihdam ve gelir seviyesinin artırılmasına katkıda bulunmak amacıyla hazırladıkları 280 bin euroluk İpekli Dokumayı Canlandırma ve Destekleme Projesi’nin AB tarafından onaylandığını söyledi.
Projenin 250 bin eurosunun AB tarafından geri kalan kısmının da DTSO tarafından karşılanacağını ifade eden Yalçın, ilçede ipek böçekçiliğinin asırlardan beri yaşatılan bir üretim sektörü olduğunu kaydetti. Yalçın, 1980’li yıllara kadar yörede ipekli dokuma faaliyetinin sürdüğünü ancak şiddet olayları nedeniyle üretimin tamamen durduğunu belirterek, şunları söyledi:
“DTSO öncülüğünde, Diyarbakır Valiliği, Ticaret Borsası ve Tarım İl Müdürlüğü’nün işbirliğiyle, kırsal alandaki insanların köyden kente göçünü önlemek ve alternatif gelir kaynakları yaratmak amacıyla, başlattığımız İpek Böcekçiliği Projesi’nden 3 yıl içinde 712 aile yararlandı. Türkiye’de şu anda yaş koza rekoltesi Diyarbakır’ın elinde bulunuyor. Geçen yıl üretilen yaş koza miktarı 35 tondu. Bu yıl toplam 45 ton olarak gerçekleşti. Ancak kozadan nihai ürün ipekli dokumaya kadar olan ara işlemler, yörede yapılmadığından ip çekiminden dokumaya kadar geçen süreçte ortaya çıkan artı değerlerden yöre halkı yararlanamıyordu. Hazırladığımız proje kapsamında, Ağaçlı beldesinde kurulacak yılda 10 ton koza işleme kapasiteli ipek ip çekim atölyesinde kozalar ipek ip haline getirilecek.”
Lezgin Yalçın projede, Kulp ilçesinde kurulacak 50 tezgah kapasiteli ipek halı dokuma atölyesinde yılda 100 ipek halı dokunacağını, ipekli dokuma sektörünün canlanması, sektöre adaptasyonu sağlamak ve el becerilerini geliştirmek için uygulamalı eğitimler verileceğini kaydetti.
Özellikle kadın ve genç kızların aile işletmesi dışında iş imkanı bulup üretim sürecine katılamadıkları için bu durumun bireyler üzerinde sosyo-kültürel baskı unsuru olduğunu anlatan Lezgin Yalçın sözlerini şöyle tamamladı: “Ağaçlı beldesinde kurulacak ipekli dokuma atölyesinde mekanik dokumacılık eğitimi verilecek.
Eğitimlerini başarıyla tamamlayıp bu alanda üretim yapmak isteyen kadın ve genç kızlara tezgah verilerek aile işletmeciliği şeklinde üretim yapmaları sağlanacaktır.”
• DİYARBAKIR SÖZ

 

Diyarbakır’da yeniden canlandırılmaya çalışılan geleneksel Diyarbakır poşusu, Silk&Cashmire firmasının Avrupa’daki mağazalarında ambalaj olarak kullanılacak. Avrupa Birliği’nin Kültürel Mirası Geliştirme Programı kapsamında desteklenerek Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nca hazırlanan “Geleneksel El Sanatları Projesi”nde yer alan 5 el sanatından biri olan ipek poşuculuk pazar sorununu aşmaya başladı. Proje Koordinatörü Yekta Süngü, yaklaşık 3 yıldır süren proje çerçevesinde eğitim gören 16 kursiyerin artık tek başına poşuyu üretebildiklerini söyledi. Şimdiye kadar eğitim safhasında bulunan projede üretilen poşuları stokladıklarını anlatan Süngü, yaklaşık 1 yıl sonra projenin tamamlanmasıyla kendi işlerini yapabilecek kursiyerlere sadece pazarlama desteği vereceklerini bildirdi. 1950’lerden sonra Diyarbakır’da poşu üretiminin çok eskilere dayandığını, ancak 1950’lerden sonra kesintiye uğradığını belirten Süngü, şunları söyledi: “Bu işin ustaları o yıllarda açılan Sümerbank’a işçi olarak girince bu geleneksel üretim kesintiye uğruyor. O yıllardan bu yana Diyarbakır’da hiç ipek poşu üretimi yapılmadı. Şanslıyız ki yaşayan ustalar var ve bunlar bize bilgilerini aktardı. Zamanında bütün bölgede büyük ilgi gören meşhur Diyarbakır ipek dokuma modelleri olan Beyazkenar, Kırmızı kenar, Dorsor, Almastı ve Kesrevan gibi çeşitleri ustalarla konuşarak tekrar canlandırıyoruz.” Bir süre önce Silk&Cashmire tasarımcılarıyla görüştüklerini ifade eden Süngü, “Bizden ipek ambalajlar üretmemizi istediler. Dünya çapındaki mağazalarında ürünlerini bunların içinde sunacaklar. Bu bizim için çok sevindirici bir gelişme oldu. Emeklerinin değerlenecek olması ve pazar bulunması burada çalışan kızları çok ümitlendirdi. Umarım geniş bir pazar imkanı bulunur ve ipekli dokuma Diyarbakır’da yeniden bir endüstri haline gelir” diye konuştu. İpek üretilip dokunacak Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Mehmet Kaya, proje hedeflerini kaybolmaya yüz tutan el sanatlarını canlandırmak ve kadınlara istihdam alanı yaratmak olarak açıkladı. Üretim ve pazarlama becerisi kazandırdıktan sonra kursiyerlerin kendi işlerini kuracaklarını ifade eden Kaya, “Dokuma atölyelerimizde ipek poşular üretiliyor. Üretilen poşuların pazarlanması konusunda en son Silk&Cashmire ile irtibatımız oldu. Atölyemizde kendilerine belli vasıflarda poşu üretilecek. Mağazalarında bunları ambalaj olarak kullanacaklar. Pazarlama ağını geliştirdikten sonra amacımıza ulaşacağız” dedi. 7 mağazada kullanılacak Silk&Cashmire Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Zamanpur ise bir süredir Türkiye’de ürünlerini müşteriye sunarken kaliteli ambalaj arayışında olduklarını kaydetti. Kağıt ve karton hediye kutusu ve poşet dışında zaman zaman iç Moğolistan’da saf ipek torbalar yaptırdıklarını belirten Zamanpur, “Bu işin Diyarbakır’da da yapılacağına inanarak sipariş verdik. Şu an saf ipek ambalajda 3 ayrı boy üretiliyor. Aralarında Barcelona, Amsterdam, Zürih ve Olten’in de bulunduğu 7 mağazada saf kaşmir ürünler karton yerine bu ipek zarfların içerisinde poşete konulacak” diye konuştu. Guneydoğuekspres

 

PUŞU STANDI AÇILDI

DİYARBAKIR- Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası tarafından hazırlanan ve AB tarafından desteklenen “Geleneksel El Sanatlarını Canlandırma Projesi” kapsamında sürdürülen İpekli Dokuma’nın çalışmaları tüm hızıyla sürüyor,

PUŞU STANDI AÇILDI

Proje kapsamında İpekli dokuma (PUŞU) eğitimi alan bayan kursiyerler eğitimlerini tamamlayarak PUŞU dokumaya başladığı öğrenilirken, Dokunan ipekli dokumaların Türkiye ve Dünya pazarında tanınması için destek istendi. Üretilen ipekli dokuma ürünleri Sanat Sokağı’nda açılan puşu standı ile sergilendi. Sergi’nin 1 ay boyunca hergün 17-21 saatleri arasında halka açık olacağı öğrenildi. Diyarbakır Söz

 

Diyarbakır'ın poşusu Avrupa'da ambalaj olarak kullanılacak

22.07.2006  /  ANKA  / Haber

  

 

 

 

Silk&Cashmere firması, Diyarbakır'da üretilen ipek poşuları aralarında Barselona, Amsterdam, Zürih ve Olten’in de bulunduğu Avrupa'daki yedi mağazasında ambalaj olarak kullanacak.
  
Diyarbakır’da yeniden canlandırılmaya çalışılan geleneksel Diyarbakır poşusu, Silk&Cashmere firmasının Avrupa’daki mağazalarında ambalaj olarak kullanılacak.
Avrupa Birliği’nin (AB) Kültürel Mirası Geliştirme Programı kapsamında desteklenerek Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nca hazırlanan Geleneksel El Sanatları Projesi’nde yer alan 5 el sanatından biri olan ipek poşuculuk pazar sorununu aşmaya başladı. Proje Koordinatörü Yekta Süngü, yaptığı açıklamada, yaklaşık 3 yıldır süren proje çerçevesinde eğitim gören kursiyerlerin artık tek başına poşuyu üretebildiklerini söyledi. Bir süre önce Silk&Cashmere tasarımcılığıyla görüştüklerini ifade eden Süngü, “Bizden ipek ambalajlar üretmemizi istediler. Dünya çapındaki mağazalarında ürünlerini bunların içinde sunacaklar. Bu, bizim için çok sevindirici bir gelişme oldu. Emeklerinin değerlenecek olması ve pazar bulunması burada çalışan kızları çok ümitlendirdi. Umarım geniş bir pazar imkânı bulunur ve ipekli dokuma Diyarbakır’da yeniden bir endüstri haline gelir” diye konuştu.

7 mağazada kullanılacak
Silk&Cashmere Yönetim Kurulu Başkanı Ayşen Zamanpur ise bir süredir Türkiye’de ürünlerini müşteriye sunarken kaliteli ambalaj arayışında olduklarını ifade etti. Kâğıt ve karton hediye kutusu ve poşet dışında zaman zaman iç Moğolistan’da ipek torbalar yaptırdıklarını belirten Zamanpur, bu işin Diyarbakır’da yapılacağına inanarak sipariş verdiklerini söyledi. Zamanpur, şu an saf ipek ambalajda üç ayrı boy üretildiğini, aralarında Barselona, Amsterdam, Zürih ve Olten’in de bulunduğu yedi mağazada saf kaşmir ürünlerin, karton yerine bu ipek zarfların içerisinde poşete konulacağını bildirdi.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Mehmet Kaya, proje hedeflerini kaybolmaya yüz tutan el sanatlarını canlandırmak ve kadınlara istihdam alanı yaratmak olduğunu ifade etti. Üretim ve pazarlama becerisi kazandıktan sonra kursiyerlerin kendi işlerini kuracaklarını ifade eden Kaya, dokuma atölyelerinde ipek poşular üretildiğini, üretilen poşuların pazarlaması konusunda en son Silk&Cashmere ile irtibat kurduklarını kaydetti. Kaya, “Atölyemizde kendilerine belli vasıflarda poşu üretilecek. Mağazalarında bunları ambalaj olarak kullanacaklar. Pazarlama ağını geliştirdikten sonra amacımıza ulaşacağız” dedi.
Yurtiçinde ve dışında kendi mağazaları, corner'ları ve bayileri bulunan Silk&Cashmere markasının, dünyada toplam 43 satış noktası bulunuyor.

 

Bakan Eker: İpekböcekçiliği Güneydoğu'da işsizliğin önüne geçecek

26/11/2006


DİYARBAKIR - Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ipekböcekçiliğinin Güneydoğu'da gelişmesi halinde işsizliğin önüne geçileceğini söyledi. Bakan Mehdi Eker, ipekböcekçiliği üreticisine 2005 yılında 1 milyon 300 bin YTL destek verdiklerini önümüzdeki yıl bu desteğin artacağını söyledi.
Diyarbakır'da düzenlenen '1.Ulusal İpekböcekçiliği Zirvesi'ne katılan Bakan Mehdi Eker, "Bursa'da bulunan İpekböcekçiliği Araştırma Enstüsisü'ndeki bütün imkanları Diyarbakır Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nde de başlattık. Amacımız geçmiş dönemde olduğu gibi bölgede ipekböcekliğini yeniden canlandırmaktır" dedi.
Diyarbakır Ticaret Borsası'nda düzenlenen zirve öncesi basın toplantısı düzenleyen Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, birçok medeniyete beşiklik etmiş, hem kültürel hem ticari hem iktisadi alanda tarih boyunca çok önemli bir merkez olan Diyarbakır'da 2007 yılında Ortadoğu Tarım Fuarı düzenleyeceklerini dile getirdi.
Bakan Eker, "Bu tür fuarların normal bir ticari faaliyet dışında ekonomik aktiviteye zemin olması dışında, özellikle tarım ve hayvancılık dışında bilgi ve teknolojiyi yayma, üreticinin bilgi ve teknolojiyi son ürünleriyle buluşmasına imkân hazırlayan bir etkinlik olması bakamından önemlidir. Diyarbakır'da düzenlenecek tarım fuarında çok yüksek düzeyde bir katılım olması için hepimiz el birliği ile çalışacağız." dedi.
İpeğin yaklaşık 4 bin senedir Çin'de bulunup geliştirildiğini, bin 500 sene önce de Anadoluya getirildiğini hatırlatan Bakan Eker, Anadolu'da ipek böcekçiliği ve koza üretiminde Diyarbakır'ın önde olduğunu vurguladı. İpekböcekliğinin gelişmesi için üreticilere hayvancılık yapan vatandaşlara olduğu gibi bir takım destekler verdiklerini anlatan Eker, 2005 yılında 1 milyon 300 bin YTL'e yakın destek verdiklerini söyledi. Eker, ipekböcekçiliği ile uğraşan vatandaşlara verdikleri desteğin büyük kısmının yani 700 bin YTL'lik kısmının Diyarbakır'a aktarıldığını ifade etti. Üretimi çok kolay olan ipekböcekçiliğinin üreticisine karlı bir kazanç bıraktığını da anlatan Eker," Yılda 6-7 defa üretim yapıp satabilir para kazanabilirsiniz. Yaklaşık 35 günde bir üretim yapılıyor. Böylece önemli bir nakit ve zaman imkânı da yakalanmış olunuyor" diye konuştu.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Kutbettin Arzu da, 2 yılda 199 üreticiye 400 paket ipekböceği tohumunun dağıtıldığını ve karşılığında 5.6 ton yaş koza üretiminin gerçekleştiğini söyledi. Arzu, kırsal alanda üretimi artırmaya yönelik çalışmaların henüz istenilen düzeye ulaşmadığını belirterek, "İpekböcekçiliği oldukça önemli bir sektör olarak kentimizde ve bölgemizde uygulanabilecek bir tarım faaliyetidir. Ancak, 1980'li yıllarda ithalatın serbest bırakılmasıyla ipekböcekçiliği ve ipekli dokuma sektörü sekteye uğramıştır. 2002 yılında Kulp İlçesi'nde başlatmış olduğumuz ipekböcekliğinde oldukça başarılı sonuçlar elde ettik. 2 yılda 199 üreticiye 400 paket ipekböceği tohumu dağıtarak karşılığında 5,6 ton yaş koza üretimini gerçekleştirdik. Bu rakam, daha sonraki yıllarda artarak devam etmiş ve 2005 yılında üretici sayısı 690, üretim miktarı 45 ton olarak gerçekleşmiştir. 2006 yılı çalışmaları ise halen devam edip etmektedir. Türkiye genelinde 2005 yılı yaş koza rekoltesinin 160 ton olduğu dikkate alındığında yaşanan gelişmenin boyutu daha net anlaşılabilecektir" diye konuştu. Dünya

 

İpek Böcekçiliği:

Kulp ilçesi ipekböcekçiliği alanında Türkiye’de İstanbul ve Bursa’dan sonra üçüncü sırada bulunmaktadır. İlçe ve köylerde bulunan dut ağaçları ipekböceği kozasının tek ideal yiyeceğidir. 25 yıl önce ipekböcekçiliğinin sona erdiği ilçede, 2002 yılında başlayan canlanma ile 2003 yılında 30 ton yaş koza elde edilmiştir.

 

Yıl

Paket
Adedi

Üretim
(Ton)

1985

1000

20

1986

1100

25

1987

1300

32

1988

1200

30

1989

1200

30

1990

1400

40

Tablo:1985–1990 Arası Kulp’ta İpekböceği Üretimi

İlçemiz Kaymakamlığı ipek böceği üreticiliğinin arttırılması hususunda hassasiyet göstermektedir. Halkımıza ipek böceği tohum paketi temininde yardımcı olmaktadır.


 Kulpta Koza Üretimi Oldukça Yaygındır
Diyarbakır Ticaret Borsası (DTB) tarafından Diyarbakır'ın Kulp İlçesi'nde İpekböcekçiliğini Geliştirme Projesi, 1 Nisan 2006’da uygulamaya konulmuştur.
DTB tarafından hazırlanan ve AB tarafından kabul edilen İpekböcekçiliğini Geliştirme Projesi'nin Kulp ilçesinde geniş bir istihdam alanı yaratması beklenmektedir.

 Kırsal alanda istihdam ve gelir seviyesinin artırılmasına katkıda bulunmak amacıyla projeye büyük bir önem verdiklerini belirten proje sorumlusu Hanifi Eren, ''Kulp İlçemiz, koza yetiştiriciliğinde Türkiye'de ilk sıralarda. İlçede ilk etapta şu an 180 paket koza dağıtmış bulunmaktayız. Bu rakam, bizler için çok sevindirici bir rakamdır" diye konuştu. 

Güneydoğu'da köyden kente iş göçünü önlemek ve alternatif gelir kaynakları oluşturmak için DTB, Diyarbakır Valiliği, Ticaret ve Sanayi Odası, Tarım İl Müdürlüğü ve Bursa Koza Birlik Genel Müdürlüğü'nün işbirliğiyle ilk olarak 2002 yılında başlatılan proje, hızla yayılırken, geliştirilen yeni projeler sayesinde ipekböcekçiliğini yıllar sonra eski günlerine kavuşturmayı hedeflediklerini ifade eden DTB Başkanı Fahrettin Akyıl, "1930'lu yıllarda İstanbul ve Bursa'dan sonra 3. ipekböcekçiliği merkezi olan Diyarbakır'da, 1984 yılından sonra yaşanan birtakım sıkıntıların artmasıyla sektör bir anda yok olmaya yüz tuttu ve dokumacılık sanatı adeta öldü.
Diyarbakır'ın milli gelir kaynağı olarak ün kazanan ipekböcekçiliği, yaşanan bazı olaylardan sonra üreticiler tarafından terk edildi. Borsamız ve ticaret odamız tarafından 2002 yılında ipekböcekçiliği dokumacılığını geliştirmek için dut ağaçlarının yoğun olduğu Kulp İlçesi'ndeki köylerde çalışmalar başlatıldı. Başlatılan proje ile 200 üretici ve 750 aile gelir elde etmektedir. Yeniden geliştirilen bu proje ile ipekböcekçiliği, kırsal alanda gizli işsizliğin önlenmesinde büyük rol oynayacaktır. Borsamız tarafından geliştirilen bu projeler sayesinde hem ipekböcekçiliğini eski günlerine kavuşturacağız hem de dokuma sanatını genişleteceğiz" dedi. 

İpekböcekçiliği Projesi'nin temel amacının, Diyarbakır'ın Kulp ilçesi ve köylerinde ipek böcekçiliğini geliştirmek ve üretimi çeşitlendirerek özellikle kırsal üreticinin gelir seviyesini artırmak olduğunu belirten TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Fahrettin Akyıl, "Projenin hedef gurupları ise, Kulp İlçesi genelinde ipek böcekçiliğini yapmakta olan ve ipek böcekçiliği sektörüne katılmak isteyen aile işletmeleridir. 
Ana faaliyetleri üretici aile işletmelerinin bilgi ve becerilerinin artırılması, dut yaprağı verim ve kalitesini arttırmak, inficar ve kurutma tesisleri kurarak fiziki alt yapılarının güçlendirilmesi suretiyle üreticilerin yaş koza üretim, verim ve kalitesini dünya standartlarına çıkararak aile işletmelerinin gelir seviyesini yükseltmektir. Bunun yanında ''Kulp Koza Üreticileri Kooperatifi'' kurarak üreticilerin örgütlenme, kurumsal kapasitelerini arttırmaktır'' dedi
.

İSTİHDAMDA UMUT OLDU

Diyarbakır'da "ipek böcekçiliği" yeniden hayat buldu. Kulp'ta 750 aile yıllar sonra sektörde yerini alarak, istihdam oluşturdu. Organik ipek kumaşları dokuma tezgahlarında işleniyor.
DİYARBAKIR  - Osmanlı İmparatorluğu döneminde önemli ipek böcekçiliği merkezlerinden biri olan Diyarbakır'ın Kulp ilçesi, terör olaylarını azalması ile birlikte eski günlerine geri döndü. Silahların sustuğu dağlarda üretilen yılda 45 ton yaş koza yörede genç kızlar tarafında dokuma tezgahlarında organik kumaş imal ediliyor. Bölge ekonomisinin gelişmesine büyük katkı sağlayan ipek böcekçiliği sayesinde 750 çiftçi sektörde istihdam edildi. 
 
İSTİHDAM ALANLARI ARATACAK
 Uzun yıllar terörle anılan Diyarbakır'ın Kulp ilçesi kırsal kesiminde huzur ortamının sağlanması ile birlikte ekonomide önemli gelişmeler kaydediliyor. Diyarbakır'da işsizliğin önüne geçmek için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı destekleri ile 2000 yılında Diyarbakır Valiliği, Koza Birlik ve Ticaret Sanayi Odası'nın Avrupa Birliği hibe fonları destekleri ile yıllar sonra Kulp ilçesinde başlatılan ipek böcekçiliği projesi hızla gelişiyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde önemli ipek böcekçiliği merkezlerinden biri olan Kulp ilçesinde 5 çiftçi ile başlatılan proje kapsamında 750 aile istihdam edilmeye başlandı. Türkiye'de yıllık üretilen yaş kozanın 3'te biri bu bölgede imal edilmeye başlandı. Bölgede hızla canlanan ipek böcekçiliği için Diyarbakır Valiliği böceklerin besin kaynağı olan 100 bin adet dut fidanı çiftçilere dağıttı. Koza Birliği'nin destekleride anımsanmayacak boyutta. Türkiye'nin yaş koza ve ipekli dokuma merkezi yollunda emin adımlar ile ilerleyen Kulp ilçesi önümüzdeki yıllarda sektörde adından
sıkça söz edecek. 

  GENÇ KIZLAR ORGANİK KUMAŞ ÜRETİYOR
  Kulp dağlarında ipek böcekçiliği projesi kapsamında yaş koza üretilmesi ile birlikte el sanatları dokuma atölyeleride bir bir açılmaya başlamış, Kulp Kaymakamlığı tarafından açılan 2 dokuma atölyesinde 30 genç kız çalışıyor. Halk Eğitim Merkezi'nde açılan kurslar sonrası kısa sürede dokumacılığı öğrenen kızlar şimdi atölyelerde el emeği göz nuru ile organik kumaş desenleri ile kravat, puşu ve benzeri ürünler dokuyor. Atölyelerde yörede ki bayanlar tarafından hazırlanan puşular, Diyarbakır Ticaret ve
Sanayi Odası tarafından iç ve dış pazarda satılıyor. 30 Genç şimdi çalışıp hem para kazanıyor hemde gelen sparişleri yetiştirmek için yoğun bir şekilde çalışıyor. İpek Böcekçiliğin 22 dağ köyünde uygulandığını ifade eden Kulp Kaymakamı Servet Güngör, "Tarımsal anlamda ilaçlama yapılmadığı için organik kumaş üretiyoruz. Atölyemizde üretilen kumaşlara ilgi büyük gelen sipraşileri yetiştiremiyoruz. Projeyi inceleyen Tarım ve Köyişleri Bakanımız üretilen kumaşların Kulp'un eski ismi olan 'Pasuri' markası ile
üretmemiz konusunda önerilerde bulundu. Biz bu markayı Diyarbakır'da başlatıp tüm dünyaya tanıtacağız" dedi. 

  VATANDAŞ TERÖRÜ DEĞİL BÖCEĞİ KONUŞUYOR   
  Kulp'un imajı bundan böyle terörle değil ipek böcekçiliği ile anılacağını ifade eden ilçenin genç idealist Kaymakamı Göngür, köy köy gezip üretimle ilgili çiftçilerden bilgi alıyor. İpek Böcekçiliğin Cazibe merkezi kapsamında anılacağını kaydeden Kulp Kaymakamı Servet Güngör, "Diyarbakır'da işsizliğin önüne geçmek için bu proje başlatıldı, şu anda hedeflediğimiz Türkiye üretiminin üretiminin yüzde 35'ini yakaladık. Terörle mücade konusunda önemli bir iş sahası açtık. Kulp ilçesinde şu anda bu işi
yapıyoruz. 2007 yılında Kulp ve köylerinde toplam 600 bin YTL bir para çiftçilere dağıtıldı. Bölge için çok iyi bir gelir. Tahminimiz o bölgelerdeki projelerden geri dönüşümü olan tek proje budur. Güneydoğu'da bu projeyi yaygınlaştırmak için sürekli çalışıyoruz. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın hayvancılığı destekleme projesi kapsamında ve Avrupa Birliği hibe fonlarından sektöre destekler var ancak biz ipek böcekçiliğin GAP eylem planı kapsamında cazibe merkezi olması için  hazırladığımız 3 milyon
YTL'lik projeyi  Devlet Planlama Teşkilatı'na sunduk, talebimiz kabul edilirse projeyi Diyarbakır'ın Dicle, Lice, Hazro ve Çüngüş ilçelerinde de hayata geçireceğiz. Hedefimiz yılda 80 ton yaş koza üretmektir" şeklinde konuştu. 
  5 çiftçi ile başlatılan projenin 750 aileyi kapsadığını kaydeden Güngör, yaş koza yanısıra ipekli dokuma ve ipliklerin bir bütün olarak  bundan böyle bölgede üretileceğini söyledi. 

  100 BİN DUT AĞACI DAĞITILDI 
  İpek Böcekçiliği projesinin GAP eylem planı politikaları arasında cazibe merkezi kapsamına alınacağını ifade eden Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu, "Bölgede  yıllar önce yitirdiğimiz sanatlardan birtanesi dokumacılıktır. Bu bölgede, koza üretimi özellikle Kulp, Hazro, Dicle ve Lice gibi ilçelerimizde 1920'li yıllara baktığımız zaman milyonlarca dut ağacı ve yüzlerce ton koz üretimi var. Burası Türkiye'nin önemli koza üretim alanlarından birisiyken malesef zaman içerisinde bunlar kaybolmuştur. Ancak
hükümetin ve sivil toplum örgütleri destekleri ile Kulp'ta yaş koza hızla yayıldı. Şu anda Türkiye'de yıllık üretilen 135 ton yaş kozanın 45 tonu Kulp'ta üretiliyor. Ama bunu yeterli görümüyoruz. Yeni yapmış olduğumuz projeyle ipek böceği koza üretimi ve koza üretimi ile birlikte ip dokuması noktasında entegre bir tesis kurmaya çalışıyoruz. Diyarbakır önümüzdeki yıllarda gerek tarımsal alanda, gerek hizmet alanında, gerekse diğer alanlarda ciddi gelişmeyi sağlayacaklarını gösteriyor. Çitçilerimize her türl¸
desteği sağlıyoruz. Böcekçilerin besin kaynağı olan 100 bin dut fidanı ücretsiz dağıttık aynı zamanda yeşliğede katkıda bulunduk" diye konuştu. 
DSöz