KRALLAR KENTİ DİYARBAKIR

Medeniyetin beşiği Diyarbakır
İlk insanın yaşam bölgeleri Dünyanın ilk yerleşim yerleri de burada Hallan Çemi :M.Ö.11bin (Diyarbakıra çok yakındır, Malabadi köprüsü yakınında)

 

 

Körtiktepe (Diyarbakır-Bismil ilçesi): M.Ö.10 bin Prof.V.Özkaya:Körtiktepe sosyal, dinsel, ticari, sanatsal değerlerin gelişmişliğini temsil eder. Başka bir deyişle, Demirköy ile Irak'taki Şanidar ve Zawicemi köy olarak kalırken, Çayönü ve Körtiktepe'yi dönemin kentleri olarak nitelemek mümkün. Körtiktepe, neolitik dönemin ileri düzeydeki bir temsilcisidir

 

 

 

 

 

Çayönü (Diyarbakır):
M.Ö.8000 Çayönü tahıl ve evcileştirmeye dayalı köy hayatının en eski örneklerinden biridir ve günümüz uygarlığında önemli bir
basamak oluşturur. İlk Üretimciliğe Geçiş Evresi olan Neolitik Çağ’ ın Türkiye ‘deki önemli örneklerinden biri olan Çayönü, mimarisi ile dikkat çektiği gibi ilk olarak buğdayın tarıma alındığı ve köpeğin evcilleştirildiği yer olarak da önem taşır.

 

 

 

 

                                                                      
Dünyanın ilk arkeolojik buğdayı olan Einkorn buğdayı da Karacadağ orijinlidir. Dünyada ilk şarap da Karacadağdaki yabani üzümden elde edilmiştir Bu bilgi Pensilvanya üniversitesinden Dr.Patrick Mc:Goven'e aittir. Bölge üzümcülük yönünden meşhurdur

 

 

 

 

 

Dinlerin buluştuğu kent
Diyarbakır 3 kutsal din ortaya çıktığında da ilk mensubu olmanın şerefine nail olmuş mübarek bir şehirdir. Hz.Musa’nın tebliği ile bu dini kabul eden bir kenttir.Gerek Lord Kinros’un 1954 Londra basılı Toroslardan Asyalı Türkiye’ye seyahat ve gerekse Evliya Çelebi seyahatnamesinde Diyarbakır Ulu Camininin Hz.Musa zamanında yapılığı yazılıdır.

 

 

 

 

 

Hz.İsa’nın ölümünden sonra Havari Toma’nın kardeşi Aday önceye Urfa’ya gelir ve hristiyanlığı tebliğ eder.Sonra öğrencileri Agay ve Mara’yı alarak Diyarbakır’a gelir ve dinini yayar.
Peygamberimiz(SAV)’ın ölümünden 7 yıl sonra Diyarbakır İyaz bin Ganem tarafından alınmış ve İslamla şeref bulmuştur.

Ermeni hristiyanları anlayısına göre( Mıgırdıç Margosyan):
Adem ile Havva’nın cennetten kovulduktan sonra ilk defa ayak bastıkları topraklar Dicle kıyılarıdır. Çoluk çocuk elbirliğiyle bir şehir kurup Adem’in dem’ini de ters çevirerek adını Amed koymuşlar. Bağlar semtinde,o zamanlar     Adem’in bağları varmış ve şarap yaparmış

 

 

 

Metropolit Saliba: (Deyrulzafaran Manastırı)
Kilise Babalarına göre, Aden Bahçesi (Cennet)Allah’ın iki nehir (Dicle ve Fırat) arasında yarattığı ruhani bir yerdir.

 

 

 

Tevrat’ta Aden bahçesi(Cennet)
Üçüncü ırmağın adı Dicle'dir, Asur'un doğusundan akar. Dördüncü ırmak ise Fırat'tır. RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem'i oraya koydu. Yandaki harita bir Diyarbakır haritasıdır. Solda Çermik ve Çüngüş ilçelerini sulayan ve sınır olan Fırat nehri, sağda ise Dicle nehri gözüküyor.Dicle ve Fırat’ın arasında olan tek il ise Diyarbakırdır.

 

 

 

 

 

Diyarbakır tarihi kronolojisi
HURİLERM.Ö. 3000-1260
MİTANNİLER M.Ö 3000-1260
ASURLULAR M.Ö. 1260-653
URARTULAR M.Ö. 1260-653
İSKİTLERM.Ö. 653-625
MEDLERM.Ö. 625-550
PERSLERM.Ö. 550-331
MEKEDONYALILAR(İskender Devri) M.Ö 331-323
SELÖKİDLER (Selevkos Hanedanı)M.Ö. 323-140
PARTLARM.Ö. 140-85
BÜYÜK TİGRAN DEVRİM.Ö. 85-69
ROMALILARM.Ö. 69-M.S. 53
PARTLAR VE ROMALILAR DÖNEMİ53-226
SASANİLER VE ROMALILAR DEVRİ226- 639
BİZANS DEVRİ 395-639
 MÜSLÜMANLAR TARAFINDAN FETHİ VE ÜÇ HALİFE DEVRi 639 –750
EMEVİLER661-750
ABBASİLER750-869
ŞEYHOĞULLARI869-899
ABBASİLER899-930
HAMDANİLARI930-978
BÜVEYHOĞULLARI978-984-
MERVANİLER984984-1085
BÜYÜK SELÇUKLULAR1085-1093
SURİYE SELÇUKLULAR1093-1097
İNALOĞULLARI1097-1142
NİSANOĞULLARI142-1183
HASNKEYF ARTUKOĞ.1183-1232
EYYUBİLER1232-1240
TÜRKİYE SELÇUKLULAR1240-1302
MARDİN SELÇUKLULAR1302-1394
TİMUR HAKİMİYETİ1394-1401
AKKOYUNLULAR1401-1507
ŞAH İSMAİL İDARESİ 1507-1515
OSMANLI DEVRİ1515-1923

Akadlar
Lice yolu üzerinde Pir Hüseyin(Ali bardak) köyünde bulunan Naram-Sin kitabeli stel  Akkad hükümdarına ait stel İstanbul Şark eserleri müzesinde No.1027’dedir.Stelde kralın kabartmalı  şekli vardır.Kral, Sami ırklara has bir tipte,uzun sakallı  ve saçlıdır, sağ elinde bir balta tutmaktadır. Bununla yere yuvarlanmış mağlup bir kralın başına vuruyor.Kırık kitabede naram-Sin’in bir bina inşa ettiğinden bahseder.tarih MÖ.2635 yıllarına uyar

 

 

 

 

 

           Pir Hüseyinde bulıunan bir kemer tokası

 

 

 

 

Hurri ve Mitaniler
Uzun süre Hurri adı altında yaşayan boylar, nihayet M.Ö. 2. bin yılın ortalarında, biri Hurri, diğeri Mitanni adında iki konfederasyona ayrıldılar. İlk zamanlarda bu iki krallıktan birincisi olan Hurri Krallığı daha büyük ve kuvvetliydi. Fakat sonraları küçük bir birlik olan Mitanni Krallığı yavaş yavaş Hurri Krallığı aleyhine genişlemiş ve sonunda onu ortadan kaldırmıştır Hurriler iç kaleyi kurdu Çınar ,Huri ve Mitanni yurdudur. Çınar ilçemize bağlı Hur-hurik (Sırımkesen ) köyü ile bu köyün batısına düşen ve Keldiz (Beneklitaş )köyüne doğru geçit veren Besta Huriyan (Huriler deresi ) Hurilerin mekanı olduğunu düşündürür. Karacadağın güney tarafı Mahal Mitanan (Mitanlar yurdu) adını taşır.Halk buna Mahal Metinan demektedir.Hani Hurri’lerin merkezidir:Hani ilçemize bağlı Huri (Gömeç ) ve Hurrik (Aka) köyleri o zamandan kalmadır  Karacadağ’da ovabağ’da mitanniler Ovabağ-demirci arasında Mitannilere ait büyük bir harabe şehir mevcuttur

 

 

 

 

Asur medeniyeti
Bu medeniyetin eserlerini Lice ve Eğil ,Bsimil ilçelerinde  belirgin olarak görüyoruz..
Asurlular Yönetiminde Amed (Diyarbakır)
Amed ve çevresi Asur hükümdarı 1.Salmanasar zamanında ve M.Ö.1260 yıllarında tamamıyla Asur hakimiyetine girdi. Bu ilk Asur egemenliği yetmiş yıl kadar sürdü.
MÖ.1200’lerde Sami soyundan Aramiler’in Bit-Zaman kabilesi Diyarbakır içlerine dek sokulmuştur.
Balta M:Kültürler kavşağında Şırnak.İst.2003 s:132

Amed'de Bit -Zamanı Krallığı(900-825):
Asurların zayıflamasıyla Bölgeye Arami göçü olmuş,Aramilerden Bit-Zamani kabilesi Diyarbakır’a yerleşmiştir.
M.Ö.9.yüzyılda Diyarbakır  Aramilerden Bit-Zamani kabilesinin başkentidir.

Yrd.Doç.Dr.Canan Parla.Osmanlı öncesinde Diyarbakır.I.Uluslararası Oğuzlardan Osmanlıya Diyarbakır.2004.s.248

Amidi'yi kendilerine merkez edinen Bit-Zamanı Krallığı şehrin Hurilerden kalma tahkimatını kuvvetlendirdiler. Bu kuvvetli tahkimat sayesinde Asur saldırılarına uzun bir süre karşı koyabildiler. 76 yıl süren Bit Zamanı Krallığı döneminde Diyarbakır çok gelişmiş, bayındır, zengin bir belde durumuna gelmiştir.
( Müslüm Üzülmez:Çayönünden Erganiye.2005 S:52)

Asur kralı 3. Salmanesar, Bit-Zamani Krallığına son verdikten sonra Amed tekrar Asur egemenliğine girdi
Lice ilçesi (Bırkleyn mağarası)
MÖ.1169-1069’a it I.Tiglatpileser’e ait  stelle iki kitabe var
Asur kitabeleri

 

 

 

 

I.Tiglatpileser’e ait ilk kitabe
Nairi memleketlerinin fatihi
Dünyanın dört bucağının kıralı,Asur kıralı
Kuvvetli kıral Tiglatpileser
Tunni,Dayani,Kirhi memleketinden büyük denize kadar zaptettim
I.Tiglatpileser’e ait ikinci kitabe
Beylerim büyük tanrılar Aşur,Şamaş Adad’ın yardımları ile Asur memleketi kıralı Muttakıl-Nuskunun oğlu Asur kıralı ben Tiglatpileser,  Amuru memleketinin büyük denizi ve Nairi memleketi denizinden Nairi memleketine üçüncü defa gitti

III:Salmanassar,ın ilk kitabesi
Salmanassar,büyük kral,kuvvetli kral,Asur’un kralı,büyük halk topluluklarının kıralı Prens
Asur’un rahibi,onun inandığı tanrılar Şamaş ve Adad tarafımdan desteklenmiş olan,o yürüdüğü zaman
Güneşin doğuşundan batışına kadar büyük dağlara hakim oldu
Ordusunun başında savaştığı ve düşmanları takip ettiği zaman yenilmez olan o
III.Salmanasar’ın ikinci kitabesi
Salmanassar
Büyük kral,kuvvetli kral
Dünyanın kralı,Asur’un kralı
Büyük halk kütlelerinin kralı ki o,………….

Eğil ilçesi
Eğil kalesi stel III. Salmanassar M.Ö. 858-824
Eğil Kalesi’nin batıya dönük yüzünde bir kaya üzerine kazılmış olan kitabeli stel silik bir haldedir. Güneş güneybatıda iken seçilebilmektedir. Stelde Asur hükümdarlarının bilinen bütün kök çizgileri toparlanmıştır: boyundan asılı, sol el sapına konulmuş, belden dışarı az çıkan ve böylelikle yarı beli çizer gibi dümdüz tutulmuş bir kılıç; uzun başlık, büyük bir sakal, sonra o hep oyalı gibi duran giyim, doğuya dönük bir yüz ve önünde bir kitabe ile sağ elinde tutulan ikizli bir balta.Toumanoff, M.Ö. 6. yüzyıla ait bir Süryanice kaynaktan Angl Kalesi ve kentinin Asurlu Sanherip (Sîn-ahhe-eriba, Sanherip M.Ö. 704-681)’in kenti olarak da bilindiğini aktarır ve bu kentte bulunan Asur krallarından birine ait yazıtın Tevrat’ta adı iyi bilinen, M.Ö. 689 yılında Babil’i yakıp yıkan Senahrip’e atfedildiğini söylemektedir. Toumanoff’a göre, Angl prensliğinin Asuri olarak tanınmasında, Asur Ülkesi sınırlarına yakınlığı nedeniyle bu prensliğin coğrafi konumunun da katkısı olmuş, bu coğrafi yakınlık ve orada bir Asur yazıtının bulunmuş olması Angl Bölgesi ve Sanherip Bölgesi’nin orijin olarak da bir ve aynı yer sayılmalarına neden olmuştur. Nitekim Primary History’de ve M. Khorene’de kayda geçirilmiş bulunan Ermeni tarihinde de Angl Bölgesi’nin orijini Asur Kralı Senahrip’e dayandırılmaktadır.
ttp://tekyeli.googlepages.com

 

 

 

 

Asur kalesi                           Kral mezarları             Kaleden inen merdivenler       Mağaralar

 

Kral Sanherip ve tevrat
Tevrat
2 Krallar 19:20
20 Bunun üzerine Amots oğlu Yeşaya, Hizkiya'ya şu haberi gönderdi: "İsrail'in Tanrısı RAB şöyle diyor: 'Asur Kralı Sanherib'le ilgili olarak bana yalvardığın için diyorum ki, "'Erden kız Siyon seni hor görüyor, Alay ediyor seninle. Yeruşalim kızı ardından alayla baş sallıyor.
Kudüs’e düzenlediği seferden dolayı Kutsal kitapta adı geçen Senharib,Peygamber Yeşaya tarafından ‘Tanrının’yeryüzündeki aracı olarak bilinir

Bismil ilçesi
Diyarbakır-Bismil karayolunun kenarında Üçtepe höyüğünde 1865 yılında bulunan iki stel vardır.Bugün British Museumda sergilenmektedir. Asur imparatorları II.Aşşur-nasir-apli(MÖ.883-859) ve oğlu III.Şulmanuaşird(MÖ.858-824)’a ait stellere göre burası Asurlular’ın gözünde büyük bir önem taşıdığı ve II.Aşşur-nasir-apli’nin burada Urartulara komşu bir sınır eyaleti oluşturup,bir saray inşa ettirdiği,stellerin üzerindeki yazıtlardan anlaşılmaktadır.Bu höyük çevresinin aynı zamanda Mitanni devletinin de merkez bölgesi olduğu I.Adad-nirari(MÖ.1307-1275) dönemine ait asur belgelerinden öğrenilmektedir.

Üçtepe höyük:
Bundan 4.000 yıl önce(M.Ö.2000) Asurlular ile Huriler arasında Dicle ovasının paylaşımı ve Mezopotamya üzerinde egemenlik kurma nedeniyle sürekli savaşlar meydana gelmiştir. Asurlular şimdiki ÜÇTEPE köyünde bulunan ve halen çok büyük bir kısmı tepe altında bulunan büyük bir saray yaparak burayı Hurilere saldırıda ileri üs karakolu olarak kullanmışlardır. Bu sarayın adı TUŞPA olup Asur kralı Banibal tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Bu Sarayın bulunması 1865 yılında ünlü İngiliz Seyyahı TAYLOR'un Bismil'e gelerek ÜÇTEPE höyüğü üzerinde yapmış olduğu kazıda Asurca yazılı iki DİKİLİTAŞ'ı bulması ile başlamıştır. İngiliz Seyyah TAYLOR,bulduğu bu DİKİLİTAŞ'ları alarak Dünyaca ünlü en büyük müze olan BİRİTİSH Müzesine götürmüş ve halen bu kitabeler orada sergilenmektedir. İşte bu DİKİLİTAŞLAR'ın müzede sergilenmesi ile dünyanın gözü İlçemize çevrilmiştir. Bunun üzerine İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Ana Bilim Dalı Profesörlerinden Sayın Veli SEVİN'in başkanlık ettiği 12 kişilik bir kazı heyeti İlçemize gelerek bu Höyük üzerinde kazı ve incelemelere başladı. Yapılan 4 kazı sonucunda 1989 yılında dünyanın harikalarından sayılan ve 6 metre kalınlığında ve adı tarihte TUŞPA olarak geçen büyük bir Asur Sarayının kalıntıları bulundu. Yine bu kazılarda Huriler,Asurlular,Romalılar ve Helenistik çağa ait bir çok altın,bronz heykeller,çeşitli paralar,cam eşyalar ve çok sayıda tarihi eserler bulunmuştur. Bulunan bu eserler halen Diyarbakır Müzesinde sergilenmektedir. Ancak daha önce bulunan Dikilitaşlar(Kitabeler) ne yazık ki ülkemize getirtilememiştir .
http://www.geocities.com/

Nirbiler
Hani ilçesi  Hurilerin yanı sıra  Nirbilerin merkezi bölgelerindendir. Nirbilerin başkentliğini yapmış Hani’de bu gün Nirbi adını taşıyan köyler halen bulunmaktadır
 Mehmet Ali ABAKAY Borsa 21 Dergisi Sayı : 6
Hani’nin kuzey ve kuzeybatısında Nirib dağları ve Nirib düzü vardır.Bu bölgede o dönemin izlerini taşıyan Nirin-Melikan,Nirib-Agan,Nirib Çülegan,Nirib-Aliyan,Nirib-Yusuf’an,Nirib-Cimsat,Nirib-Topalan köyleri vardır.Bu köylerde tarihte sarışın ,mavi gözlü insanlar yaşıyordu.I.Tiglatpleser Nirbi’lerle savaşarak onları yenilgiye uğrattı

Ş.beysanoğlu.Diyarbakır tarihi.Büyükşehir belediye yay.2003/63

 

Hani peri masaları

 

Ermeni Kralları
Ergani’de meşhur Ermeni kralı Sarkis ve İranlı Serhas’a ait mezarlarda bulunmaktadır
M.Ö.85-65 yılları arasında Armenya tahtına çıkan Büyük Tigran Silvan’ın bulunduğu yerde Tigranokorte (Dikranagerd) isimli  bir şehir inşa ettirerek ecdadının tacını burada giydi.Bu yeni başkente Kilikya ve Kapadokya’dan 300.000 kişi getirdi.Ancak 20 yıl sonra Romalılar bu hakimiyete son verdi.Tigranocote Ermenilerin rüyasıdır.Büyük Ermenistan hayalinin önemli parçasıdır Yrd.Doç.Dr.M.Sarıbıyık ,Ö.Yılmaz.Siyasi Tarihiyle İlkçağda Diyarbakır.Bitirme tezi.D.Ü.Edebiyat  Fak. 2005.Faks.51. Keğam Kerovpyan.Mitolojik Ermeni tarihi.2.BaskıAras yayİst.2003..s.56 İncilde bahsedilen Tigranocorte Silvandır. Canan Seyfeli.Uluslararası Oğuzlardan Osmanlıya Diyarbakır.s:764 Mesudiye medresesinin bulunduğu yerde Tigranes’ın sarayı vardı Lord M. P. Warkworth’un 1898 yılı baskılı Notes from a Diary in Asiatic Turkey adlı seyahatnamesi
Bismil Üçtepe höyüğünde  Tigranes adlı Armania kralına ait olduklan belirlenen dört adet sikkenin ele geçmesi oldukça ilginçtir Nevin Soyukaya* Arkeolojik Araştırmalar Işığında Diyarbakır ve Çevresi Müze şehir.Diyarbakır.YKY yay.İst1999
İran Kralları

MS.358’de 2.Şapur 120.000 kişilik orduyla Diyarbakır’ı kuşattı,30.000 ölü bıraktı.Şehri alamadı,Bu hınçla etrafı yağmaladı.MS.408 yılında İmparator Arkadyus  ,İran Şehenşahı I.Yezdigerd’e Marutha isimli bir rahip diplomat göndermiş,2.Şapur’un katlettiği kırk hristiyan şehidin kemiklerini getirmiş,Silvan surlarının içine gömmüştür.Bu nedenle Silvan’a Martiropolis(Şehitler) şehri denmiştir

 

MS.Ocak 503 yılında İran kralı Kubad Diyarbakır’ı alamamış 50.000 ölü bırakmıştı.Bunun üzerine Amidliler zaferlerinden çok emindi, nöbetçiler çok şarap içmiş, uyumuş, diğer nöbetçiler evlerine gitmişti.Kubad’ın askerleri merdiven dayayarak içeri girmiş 80.000 kişiyi öldürmüş, diğerlerini esir almışlardı. Şevket Beysanaoğlu:Diyarbakır’da gömülü meşhur adamlar.Neyir matb.Ankara.1985.s.9,10
Mar Yeşua’ Vakayiname.Terc.Mualla Yanmaz.İst.1958.s.32
Kubad Diyarbakır’daki hamamlardan çok etkilenmiş,İran’a hamam kültürü Diyarbakırdan gitmiştir.Ş.Beysanoğlu..Kuruluşundan  Günümüze Diyarbakır.Müze şehir Diyarbakır.YKY.yay İst.1999.s.48

MS.226 yılında Partlara katşı İran’da ayaklanma oldu.Sasani devleti, kuruldu.İlk hükümdar Ardeşir 241 yılına kadar yaşadı.MS.237’de Silvan’ı aldı

Silvan’da Boşat kalesi

Boşat kalesinde I.Ardeşir’e ait figür(Lahmann)
 

Bizans-II.Konstantin
’Büyük Konstantinos’un oğlu İmparator Konstantinos Amid’i  zaptettikten sonra buradan ülkesinin bütün şehirlerinden daha çok hoşlandı.Diyarbakır Roma döneminde “Konstansiye” diye isimlendirilmiştir. 349 yılında şehri ve surlarını inşa eden kral Konstans’ın adıyla anılmıştır

 


Prof.Dr.H.Diyarbakır surları 5 km uzunluğunda,10-12 m yüksekliğinde,3-5 m.genişliğindedir.Kalkan balığı şeklindedir.balığın başı iç kale,kuyruğu yedi kardeş ve evli beden burçlarının olduğu yere uyar.İçkale kısmın M.Ö.3000’de yapılmıştır.Dış surlar MS.346’da II.Constantinus zamanında yapıldı.Ancak dış kısım Gazi caddesinden geçiyordu.Sasaniler’den kaçan Nusaybinlilerin sur önüne göçetmeleri nedeniyle MS.375 yılında Urfa kapıdan geçecek şekilde genişletildi.İç kale ise Kanuni zamanında genişletildi.,burada 16 burç vardır,Saraykapı ve küpeli kapıları yapıldı.Tüm surlarda 82 burç  vardır.Savaşın en çok olduğu yer olan Dağkapı-Urfakapı arası burçlar yuvarlak,daha sık ve daha büyüktür.Burçlar genelde iki katlıdır,3-4 kat olanları da vardır.Alt katlar depo ve ambar,üst katlar askeri amaçlıdır.değertekin.Diyarbakır surlarının bugünkü durumu.YKY yay.İst.1999.s.1

Tarihte ekonomik  kriz ve çözümü
Bizans idaresinde iken, mamur ve müreffeh bir hayat içinde bulunan Diyarbakır, Kavad tarafından alınmasından sonra, bir harabeye çevirilmiş bulunuyordu.
İmparator ile Patrik, Amid Kilisesi’ne bağışlarda bulunmuşlar ve yoksullara dağıtılmak üzere epeyce para vermişlerdir. Bu yüz­den, başka yerlerde başıboş dolaşan insanlar oraya toplanmışlardır. Bunlar cesetleri her gün Amid dışına taşıyarak belli bir miktar para alıyorlardı. İmparatorun nazırı Urbikius, Amid’e gelerek ahalisine biner dinar para dağıtmış ve böylece, Diyarbakır şehri yeniden şenlenmeye başlamıştır. Surların, uzun süren savaşlarda yıkılan veya zedelenen bölümleri onarılmış, yeni baştan tahkim edilmiştir. Ayrıca, imparatordan gelen bir fermanla, Amid bölgesi için vergilerin hepsi bağışlanmıştır
. http://www.suryanilik.com/


Emeviler

Emevi halifesi Hişam 741 yılında ongözlü köprüyü yaptırdı.974 yılında  Diyarbakırı alamayan Bizanslı Juannes  hınçla  ongözlü köprüyü yıktırdı.

 

 

 

 

 

Abbasiler
Halife Muktedir zamanında Bizans tehlikesine karşı Diyarbakır surları onarılmıştır.Dağkapı sağ ve sol burcu ve Mardin kapıda Abbasi kitabeleri vardır

Eyyubiler-Selahaddin Eyyubi                          

Ezher üniversitesinin temelinde Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Diyarbakır’ı fethedince Zinciriye medresesinde 1.040.000 kitap görmüştü Selahattin Diyarbakır’ı Nisanoğullarından aldığında Nisanoğlunun kütüphanesini Kadı Fazıl’a hediye etti Bu kütüphanede 1.040.000 kitap vardı. Fazıl bu kitapları seçerek 70 deve ile Kahire’ye’ götürdü O devirde Kahirede’ki kitap sayısı sadece 125.000 idi. Bu kitaplar Ezher üniversitesinin kurulmasına alt yapı oldu. Mehmet Yalar.Eyyubilerde ilim ve ulema.Uluslararası Selahaddin Eyyubi sempozyumu.Diyarbakır.1996.s.269-270 (R.Şeşen:Selahattin Devri Eyyubiler devleti)267
Efe Dumuş:XII.yüzyılda Diyarbakırda bir Türk beyliği
Diyarbakır valiliği I.Uluslararası Oğuzlardan Osmanlıya Diyarbakır.2004 .s:221.Prof.Osman Turan.Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi.İst.Şevket Beysanoğlu.Diyarbakır Tasrihi.2003.1/299

 

 

 

 

Silvan kale kapılarında bezemeli kitabeler bulunmakta olup, bunlar Eyyubilerden Melik Eşref zamanından kalmıştır. Ayrıca kalenin diğer kapılarında da Melik Kamil, Selahattin Eyyubi, Melik Evhad, ait çeşitli kitabeler de bulunmaktadır. Sonraki devirlerde kale içerisine Ulu Cami eklenmiştir.Eyyûbîler döneminde de Silvan surları onarılmış, Ulu Camiye ekler yapılmış, bir de cami yaptırılmıştır. Bunu eserlerdeki kitabelerden anlamaktayız. Surlardaki kitabelerden ilki büyük islâm mücahidi, ünlü komutan ve devlet adamı Salâhaddin Eyyubi'ye aittir

Melik Adil ve Eshab-ı Kehf
1183’de Diyarbakır Selahaddin Eyyubice alındı. Kardeşi Melik Adil 1218 yılına kadar bölge sorumlusu oldu. Şimdi Diyarbakır Lice’ye gidiyoruz. Selahaddin Eyyubi döneminde mağaranın yarısının yıkılıp aşağıya Derkam köyüne düştüğünü,mağara unutulmasın diye S.Eyyubinin kardeşi Melik Adil’in  Kehf mağarasını tamir ettiğini bu yazıda görüyoruz Lice’deki belge MS.1200


 

 

 

Lice Eshab-ı Kehf
Tarsusla ilgili Osmanl belge tarihi17 Receb 1861 Maraş ile ilgili Tahrir ve Evkaf Deterlerindeki Kayıt, Alâaüddevle Beğ Vakfiyyesi'dir.  1501 tarihli Diyarbakır Lice çok daha eski belgeye sahip olmakla beraber kendini tanıtamamaktadır

 

 

 

 

 

Antak Melik Adil camii


Melik Kamil
Diyarbakır Surları çifttir ve paraleldir
Dıştakinin alçak,içtekinin yüksek tutulduğu birbirine paralel çift surla çevrili olan Diyarbakır’ın dıştaki suru kuzey,batı vegüney yönlerinde genişliği kuzeyden güneye doğru 15 metreden 6 metreye düşerek daralan bir hendekle çevrilmiştir..Eyyubi Sultanı Melik Kamil 1231-1232 yıllarında Diyarbakır’ı aldığında dış suru yıktırmış ve bu taşları içteki surlarda kullanmıştır.İçkalenin kuzeydoğusunda dış surlara ait kalıntılar vardır

Canan Parla. Diyarbakır surları ve kentin tarihi.ODTÜ.MFD.22:1,57-84

 

 

 

 

 

Doğumevi karşısındaki ikinci surdan kalıntılar.Aradaki yer ise hendektir

İkinci surlara ait kalıntılar görülüyor

Keçi burcunun önünde ikinci sur kalıntıları

Diyarbakır’da kitabelere geçmiş ilk vergi affı Hanefiler bölümünün dış duvarındadır.
Bu yazıt  Artuklu Hükümdarı Melik Salih’e ait l331 tarihli bir fermandır.
Bu fermanda Hükümdar, Amid ahalisi üzerindeki yüklerin kaldırıldığını, vergi affı getirdiğini anlatır. Bu  emrin uygulamasından da bütün naipleri, mutasarrıfları sorumlu tutar.
Güzel nesih yazı ile taşa oyulan kitabede şöyle deniliyor;
“Devlet-i kahirenin devamı süresince Amid ahalisinden arızı külfetler, ölçüler, tartılar adı ile alınan vergiler tamamen kaldırılmış olup, bütün ahali için serbestlik hasıl olmuştur
Aynı duvarda bulunan kitabeler arasında Selçuklu hükümdarı II. Giyaseddin KeyHüsrev’in fermanı da ilginçtir. 1240 tarihli kitabede günümüz Türkçe’siyle şu ifadeler yer alır:
"Mardinkapı, Urfakapı ve Yenikapı’daki bahçelerden alınan haraç kaldırılmıştır.”

Harzemşahlar
Celaleddin Harzemşah
Moğolların baskılarına dayanamayarak yurdunu terk etmek zorunda kalan Celalettin Harzemşah' ta yer yer çarpışarak, batıya doğru ilerler ve bir çatışmada yaralanır;Silvan yakınlarında eşkiyalarca öldürülür Diyarbakır’ın kazası Silvan(Meyyafarakin)’de hayatını kaybeden  Celaleddin’in cesedini,olayı haber alan Silvan hükümdarı Melik el-Muzaffer Gazi  Silvan’a getirtmiş ve orada defnettirmiştir

 

 

 

 

Selçuklu sultanları
Alparslan ve Diyarbakır
1070’de Alpaslan Halep’e yürürken Diyarbakır üzerinden geçiyordu. Bölgenin hakimi Mervanoğlu Nasr onu karşıladı.Halep seferi için 100 bin altınla beraber hediyeler verdi Alpaslan surların sağlamlığını görerek elini sura sürüp sonra teberrüken eliyle göğsünü sıvazladı . Bu burç Dağkapının batı burcudur


 

 

 

 

Malazgirtte Diyarbakırlılar
Prof.Dr.Faruk Sümer ve Prof.Dr.Ali Sevim Alpaslan’ın 4000 askeri olduğunu ifade eder.(Prof.Dr.Faruk Sümer Prof.Dr.Ali Sevim.Malazgirt Savaşı.TTK yay.1988.s.38)
Abdurrahim Tufantöz.Ortaçağda Diyarbekir isimli doktora tezinde Alpaslan’ın askerini 4000,Diyarbakır’li Mervanoğullarının 10.000 kişi olduğunu belirtir Abdurrahim Tufantöz.Ortaçağda Diyarbekir Aça yayAnk.2005.s.110
Tori Diyarbakır’lıların 27.000 olduğunu yazmaktadır
(Tori:Tarihte Türk Kürt İlişkileri.Peri yay.İst.2002.s.9,34)

 

 

 

 

Melikşah
Melikşah döneminde Diyarbakır 28 Mayıs 1085  tarihinde Diyarbakır fethedidi.Mervanoğlu idaresine son verildi. Melikşahın emriyle ulucami restore edildi. Ulu camideki ilk kitabede Melikşaha aittir. Şehir kalesi de genişletilmiştir. Kale üzerindeki ilk kitabede Melikşaha ait bulunmaktadır..Nur burcu ve Selçuklu burcu Melikşah dönemi  eseridir.Nur burcuna benzer.Kufi yazı ile yazılmıştır.(1088).  Nur burcu

1092 yılında selçuklular döneminde melikşah tarafından ilk vergi affı ve vergi hafifletilmesi çıkarılmıştır.

 

 

 

 

 

Tutuş
1070 tarihinde Diyarbakır önünde karargahını kuran Büyük Selçuklu İmparatoru Alpaslan, burada Mervanlı emirleri Nizamüddin ile Said'i barıştırdı. Oğlu Tutuş'un doğumu da burada oldu. Urfalı Mateos Vakayi-Namesi'nde şu yorum yer almaktadır: "....Amid denilen şehre gitti ve şehrin kapısı önünde karargah kurdu. Alpaslan, şehre karşı merhamet gösterdi, çünkü bu sırada karısı, karargahın içinde bir oğlan doğurdu. Buna Tutuş adını verdiler."
Melikşah, 20 Kasım 1092'de öldü. Tutuş da hükümdarlığını ilan ederek hutbeyi kendi adına okutmaya başladı. Böylece Diyarbakır Diyarbakır bölgesi de Suriye Selçukluları'nın egemenliğine girdi. Şevket Beysanoğlu. Diyar-ı Bekr'den Diyarbakır'a

II.Gıyaseddin Keyhüsrev
Ulucamiye koydurduğu kitabede halka ihsan olarak Dicle,Mardin ve Urfa kapılarından alınan ticaret vergilerinin kaldırıldığını yazar.Nebi camii yakınında bulunan ve günümüze gelmemiş,şafiler için yaptırılan bir caminin Anadolu selçukluları zamanında yapıldığı ifade edilir

Alaeddin Kaykubad

Diyarbakır’ı almak isteyen I.Keykubad’a komutanı Kemalettin Kamyar şunu söylemiştir:’Ferman padişahımındır.Eğer muzaffer ordumuz semaların kalelerini fethetmek isteselerdi burçlarını kolay kolay yerden daha çukur bir hale getirirlerdi.Fakat Diyarbekir öyle bir şehirdir ki:hisarı mermerden bir dağdır.Hiçbir padişah orayı cenk ve muhasara ile fethedememiştir.Bu fetih asla kolay olmayacaktır Diyarbakır İl Yıllığı 1967.Diyarbakır valiliği.s.189

Çermik ulucamii Moğol istilası sırasında harabolmuştur, bu defa Anadolu Selçuklularından III.Alaeddin Kaykubad (1297-102) zamanında onarılarak minarenin eklendiği anlaşılmaktadır.

Pisyar köprüsü:Bitlis-Diyarbakır kervan yolunda Garzan çayı üzerinde Alaeddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır

I.Kılıçaslan
1107 yılında savaş esnasında ok yağmuru altında Habur suyuna atını salıp karşıya geçmek istedi.Fakat kendisine ve atına ait zırhların ağırlığı ile suda boğuldu.Bir kaç gün sonra kıyıya vuran cesdi tabuta konarak Silvana götürüldü.Atabegi Muhammed kendisine bir türbe  yaptırdı.İbül Erzak bu türbeye Kubbet us-Sultan dendiğini ve bu türbeye sonradan bir çok Türk büyüklerinin ve Kılıçaslanın kızı Saide hatunun 1130’da gömüldüğünü yazar.Daha sonraları burası büyüyerek Sultan mahallesi adını almıştır. Bugün türbeden ne de Sultan mahellesinden iz kalmıştır

El Melikül Muzaffer Gazi
1240 yılında Diyarbakır şehri ile civarında bulunan 15 beylik
Konya Selçukluları idaresine geçti.Bu sırada Silvan ve Ergani, El Melikül Muzaffer Gazi’nin idaresinde bulunuyordu. El Melikül  Muzaffer Gazi’nin savaşta şehit düşmesi üzerine Zülküfl Nebi türbesi civarına gömüldü.Buna ait kitabe halen Ergani’de bulunmaktadır

Hamdaniler

 

 

 

 

Seyfüddevle
Hamdanilerin Halep kolunun kurucusudur.22 Haziran 916’da doğmuştur25.Ocak 967’de ölmüştür.Ömrü Bizansa savaşmakla geçmiştir.Cenazesi Silvan’a  götülmüştür. Ölümünden sonra Seyfüddevlenin karısı ve kızı Silvan surlarını onarmıştır.Seydüddevle’nin, I.Kılıcasalan’ın,diğer komutan ve devlet adamlarının türbeleri Hülagu tarafından yıkılmıştır

Mervanoğulları
Bad’ın kardeşi Ebu’l Fevaris de bir savaşta şehit olunca Silvanda şehrin dışına gömülmüş,üzerine kubba eyapılmıştır.Daha sonra burada bir çok kubbe yapılmış ve buraya ‘Ebu’l-Fevaris Kubbeleri’ adı verilmiştir

Ebu Tahir Yusuf bin Denme Mervaniler döneminde Diyarbakır’ı yönetti.M.1025’te öldürüldü.Mezarı şehir mezarlığınındadır.
Nasruddevle ahmed: Mervani beyliğinin üçüncü hükümdarıdır.Muhdese caminin yanındaki türbeye gömülmüştür.
Nizameddin Nasr: On gözlü köprüyü yaptırmıştır
Silvan ve Diyarbakır kalelerinin bazı kısımlarını onartmıştır.
Nasruddevle’nin yanına gömülmüştür

 

 

 

 

H.1023’de Nasruddevle kendi parasıyla Silvana hastane yaptırdı. Yaşar parlak.Silvan.Ank.1997.s.50

Diyarbakırda kutsal emanetlerden biri de el yazma Kur’an-ı Kerimdir.
Mervanoğulları döneminde  Ebubekir Mansur b.celalüddevle el büveyhi(Ölüm M.1049),Nasurduddevleyi ziyarete geldi,sana ahreti getirdim diyerek’Hz.Ali’nin kendi el yazması Kur’an-ı Kerim’i verdi’,kısa süre  Ebubekir vefat etti cenazesi Kufe’ye götürüldü.

(Şevket Beysanoğlu.Diyarbakır tarihi.1987.neyir matb.1/208)
 

Dingilhava denilen yerde  mervanoğullarından İbni Dinme Dicleye
nazır bir saray yaptırmıştır.995 yılında büyük depremde zarar gören
surları onarttı.İçkaleden Dicleye inen yol üzerinde surda bir kapı açtırarak
Hevt kapısı adını verdi.

Ş.Beysanoğlu.Müze şehir Diyarbakır.YKY yay.İst.1999.s.58

 

 

 

 

 

Moğollar

İrincil  köyü

İrincil adlı köyün arazisi 1960’larda Dicle üniversitesi için İstimlak edilmiştir.Osmanlı arşivlerinde de geçen bu köy  İrincin Noyan’ın karargahını kurduğu yer olarak kabul edilmektedir.O zaman bu kişi kim?
Moğollar Ortadoğu Anadolu ve Asya’yı işgal ve tahrip ettikleri gibi Diyarbakır’a da gelmişlerdir.Diyarbakır’da bir Moğol hanedanı olan Sutaylılar bulunmuştur.1309-1332 arası  Sutay Noyan idare etmiştir.Sutay Noyan’dan önce Diyarbakır valisi olarak Emir Tudan,Durbay Noyan,Baydu,Emir tagaçar,Emir Mulay ve İrincin valilik yapmıştır.

(Yrd.Doç.Dr.Muammer Gül.İlhanlılar döneminde Diyarbakır.I.Uluslararası Oğuzlardan Osmanlıya Diyarbakır sempozyumu bildirilrti.2004.s.202)
İrincil köyü şu an  Silvan yolunda Huzurevinin bulunduğu mahalde  inşa edilmiştir
Bu köy İncili Çavuş’un köyüdür,asıl adı Mustafa’dır.Diyarbakırlı olduğu hakkında mevcut kayıtlar ve belgeler kesindir
.(Z.Abidin Çiçek.Diyarbakır’ın fethi,Tarihi ve Kültürü.Diyarbakır.1977.s.126)

İncili Çavuşun asıl adı İrincili Mustafa Çavuştur.İrincili sözlüğü zamanla İncili’ye dönüşmüş ve Ali Emiri ‘Diyarbekirli Bazı Zevatın Tercüme-i Halleri’ (İstanbul Millet Kütüphanesi,Tarih kısmı,Nu.750) isimli yazma eserinde belirttiği gibi,şöhreti ismine galebe eylediğinden ‘İncili Çavuş’ olarak tanınmıştır. Cemil Asena ‘nın ‘Diyarbekir Tarihi ve Meşahiri kitabında M.1632’de öldüğü zaman 72 yaşında olduğu kayıtlıdır

Abdülgani Bulduk ‘Diyarbekir’in Acemlerden fethini Müteakip Gelen valilerin Tercüme-i halleri adlı yazma esrinde (Diyarbakır İl Halk Kütüphanesi),İncili’yi M.1571-1575 yılları arasında Diyarbakır’da vali olarak bulunan Özdemiroğlu Osman Paşanın himayesine aldığını,okuttuğunu,Cemil Asena da Çağalazade Sinan paşa’nın ilk valiliği sırasında (M.1582)yılında İstanbula gittiğini yazarlar
Şevket beysanoğlu.Diyarbakırlı Fikir ve sanat adamları.San matb.Ankara.1966.s.115

 

 

 

 

 

 

TİMUR HAKİMİYETİ1394-1401
1936 baskılı Hasan Basri Konyar’a ait ‘Diyarbakır Tarihi’ s.203 ‘e bakalım:
‘Amid Timur ordusuna 5 gün dayanabildi.Şehre giren Timur Yunus ve Cercis Peygamberlerin kabirlerini ziyaret etti.Üzerlerine birer kubbe yapılması için bir çok para verdi.Diyarbekir fakirlerine ihsanını esirgemedi’ Evliya Çelebi’ye Yunus peygamberin 7 yıl kaldığı

Fisk kayası

 

 

 

 

E.Çelebiye göre Yunus nebi Almida isimli
Bayan hükümdara içkalenin planını verdi

İçkaleye havadan bakış
( Prof.Dr.Emrullah Güney)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Saint George(cercis) kilisesi